Haziran 27, 2019, 04:12:29
Haberler:

De ki: Sizi yeryüzünde çoðaltýp yayan O'dur; ancak O'nun huzuruna gelip toplanacaksýnýz. (Mulk -23)

Himmetini Büyütüp Nefsini Küçültmek

Balatan oski, Mart 16, 2008, 01:49:31 S

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

oski

Himmetini büyültüp, nefsini küçültmek


insan, himmetinin ölçüsüne, büyüklüðüne-küçüklüðüne, derinliðine-sýðlýðýna göre deðerlendirilir. Meselâ, bir insan vardýr ki sadece kendini düþünür. Nefsi adýna meknî hiçbir þey kalmasýn ister. Hatta Zât-ý Ulûhiyet'in bütün esrarý sadece kendine münceli olsun arzu eder. Bu tek baþýna bir insandýr. Ýbn-i Beþiþ gibi. Fakat bir de insan vardýr ki doðduðu andan itibaren toplumun hemen her kesimine, her ünitesine açýktýr. Ýlahiyatçýlarla ayrý, halkla ayrý, askeriye ile ayrý bir münasebet içindedir. Himmeti çok âlidir. Küllî bir ruha sahiptir ve bu yönüyle o, toplumun tüm katmanlarýna sirayet yollarý arar-araþtýrýr ve bulur. Hani Üstad'ýn verdiði misal içinde, bir köy, þehir, kasaba, belde, vilayet, ülke ölçüsünde düþünen insanlara nisbeten, dünya çapýnda düþünen insan çok daha engindir. Ýþte Hz. Muhammed (sav) ve sýrasýyla diðerleri. ALLAH Rasûlü (sav) insanlarý býrakýn, cinlerin, meleklerin, ruhanîlerin dahi ýzdýrabýný çeker. Melekler niye birinci kat semada, ruhlar niye baþka yerde deðil de sema-i dünyada pervaz ediyor, bunlarý düþünür ve üzülür. Hz. Ýbrahim, Kur'ân'ýn ifadesiyle tek baþýna bir ümmet ve himmeti o denli engin. Hz. Musa, Hz. Ýsa... ve diðerleri. Hz. Ebu Bekir, "Vücudumu o kadar büyüt ki cehennemi sadece ben doldurayým" Hz. Bediüzzaman "Milletimin imanýný selamette görürsem cehennemin alevleri içinde yanmayý razýyým", Fuzûlî "Bir an belâ-yý dertten eyleme cüda beni^ve daha nice misaller.

Fakat bu bir duyma ve isteme meselesidir. Ýnsanýn ilk yaratýlýþta potansiyel olarak konulmuþ bulunan baþta hemcinsine olmak üzere, bütün mahlûkâta karþý alâka duyma hissinin iþletilme, geliþtirilme meselesidir. Ve bu ALLAH'ýn fazlýdýr. Cenâb-ý Hakk, bu fazlýný dilediði insana lütfeder. Buna ulaþan insan, kilometrelerce ötede, Çin Seddi'nde Ýslâm'ýn kaderini alâkadar eden bir hadiseyi vicdanýnda duyabilir. Zaten temsil ettiði misyon onu duymayý gerektiriyordur. ALLAH da ona göre onu donatmýþtýr. Nasýl ki ALLAH Rasulü'nün kalbindeki lümme-i þeytaniye bir ameliyât-ý cerrahiye ile atýlmýþtýr. Aslýnda bu, ileride eda edeceði vazifeye ait bu donanýmdýr. Kalb-i pâk-i Muhammedî'nin dünya ile olan alâkasýnýn kesilip atýlmasýdýr. Ve Efendimiz bu manevî ameliyattan sonra tamamýyle uhrevîleþmiþtir. Mesela bu çizgide Ýman Rabbanî'nin "Nefsim itibariyle kendime hiçbir zaman eþek nazariyle bakmadým" sözü veya Bediüzzaman'ýn "Nefis cümleden ednâ, vazife cümleden âlâ","Hem demekki: 'Ben mazharým. Güzele mazhar ise, güzelleþir.' Zira temessül etmediðinden mazhar deðil, memerr olursun" ve "ALLAH bu dini facir bir adamýn eliyle dahi te'yid eder, o halde sen kendini o racul-i fâcir bilmelisin" sözleri misal olarak verilebilir.


Prizma

Yukar git