Haziran 19, 2019, 07:41:23 ÖS
Haberler:

O ki, hanginizin daha güzel davranacaðýný sýnamak için ölümü ve hayatý yaratmýþtýr. O, mutlak galiptir, çok baðýþlayýcýdýr. (Mulk -2)

Abdülhamid Hakkýnda Bilinen 10 Yanlýþ..!

Baţlatan liprade, Ţubat 18, 2009, 11:37:11 ÖS

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

liprade

Abdülhamid hakkýnda bilinen 10 yanlýþ

Mustafa ArmaĂ°an

Zaman

Abdülhamid hakkýnda yanlýþ bildiðimiz 10 þey

Geçtiðimiz 10 Þubat günü Sultan II. Abdülhamid'in 91. ölüm yýldönümüydü. Hakkýnda olumlu bir þey söylemenin bile cesaret istediði yýllar yaþadýk ama artýk mýzraklar çuvallara sýðmaz oldu. Çuvallarý delip çýkan gerçeðin mýzraklarý hepimizi þaþýrtýyor. Neler mi onlar? Sayýlarý çok fazla ama içlerinden 10 tanesini seçtim. Beraber çýkarmaya çalýþalým mý?

1. Kýzýl Sultandý: Bu iddia, Albert Vandal adlý bir Fransýz yazar tarafýndan ortaya atýlmýþtý. Atýlýþ sebebi de, Abdülhamid'in Ermeni isyanlarýný bastýrtmýþ olmasýdýr. Baþta Ýngiltere ve Fransa olmak üzere Avrupa kamuoyunda Abdülhamid'in kan dökücü bir padiþah olduðu propagandasý baþlatýldý. Ýþte "Kýzýl", yani kan döken Sultan lakabý bu sýrada asýldý boynuna. Hadi Ermenilerin böyle demesini anladýk; iyi ama bir tekini bile idam ettirmemiþ olan Abdülhamid'e Jön Türkler neden "Kýzýl Sultan" dediler? 1915'te yüzbinlerce Ermeni'yi tehcir ettirecek olanlar, 25 yýl önce Ermeni propaganda ordusunun neferleri olmakta sakýnca görmemiþlerdi.

2. Meþrutiyet düþmanýydý: 93 Harbi'nde Osmanlý topraklarýnýn üçte biri kaybedilmiþti. Bu çapta bir toprak kaybý karþýsýnda meclisteki farklý milliyetlere mensup üyeler paniðe kapýlmýþ, her biri kendi milletinin topraklarýný kurtarma telaþýna düþmüþtü. Birleþtirici olacaðý ümidiyle kurulan meclis, tam tersine bölücü bir meclis olmuþtu. Ýki seçenek vardý: Ya parçalanmaya seyirci kalmak ama meþrutiyetten taviz vermemek ya da meþrutiyeti askýya almak ama ülkeyi parçalanmaktan kurtarmak. Abdülhamid ikincisini seçti ki, ayný durumda devlet refleksi zaten baþkasýný yapmasýna müsaade etmezdi.

3. Milleti cahil býraktý: Bilinenin aksine, Osmanlý tarihinin en canlý eðitim hamlesi, Abdülhamid dönemine rastlar. Sevan Niþanyan'ýn hesaplamalarýna göre Türkiye, Abdülhamid dönemiyle kýyaslanabilecek bir okullaþma düzeyine yeniden ancak 1950'li yýllarda ulaþabilmiþtir. Mesela 1895'te TC sýnýrlarýna tekabül eden bölgede bine yakýn (835) ortaokul ve lise bulunuyorken 1923'te bu sayý 95'e düþmüþtür.

1895'teki yüz bine yakýn öðrenci sayýsý (97.837), 1950-51 sezonunda aþaðý yukarý ayný seviyede seyretmektedir (90.356). Öncesiyle kýyasladýðýmýzda Abdülhamid dönemindeki eðitim patlamasý daha görünür hale gelir. Tahta geçtiði yýl 250 olan rüþdiye sayýsý 1909'da 900'e, 6 olan idadi sayýsý 109'a çýkmýþtýr. 1877'de Ýstanbul'da sadece 200 tane modern ilkokul varken 1905'te 9 bine çýkmýþtý. Her yýl ortalama 400 ilkokul açýlmýþtýr ki, bu, Cumhuriyet döneminde bile kýrýlamamýþ bir rekordur.

4. Denizciliðe düþmandý: Abdülaziz döneminde dünyanýn 3. büyük deniz gücü olmuþtuk ama bu donanmanýn sadece yýllýk boya parasý bile Denizcilik Bakanlýðý'nýn bütçesini aþýyordu! Abdülhamid "karacý" idi, kabul. Ama Atatürk de, Ýnönü de karacý idi. Demek ki, Türkiye'nin etrafý denizlerle çevrili bile olsa böylesine büyük bir deniz gücünü besleyebilecek ekonomik altyapýsý mevcut deðildi. Savaþ gemisi alýp yeniden dýþarýya baðýmlý kalmaktansa Abdülhamid tercihini kara ve demiryollarýndan yana kullandý. Ýttihatçýlar da, Atatürk de, Ýnönü de demiryoluna öncelik vermediler mi?

5. Keyfî sansür uyguladý: Sansürün elbette savunulacak tarafý yok. Ancak PKK ile mücadele döneminde basýnýn nasýl aðýr bir sansür altýnda çalýþtýðýný unutmadýk. Sansür vardý, evet. Fakat siyasi konulara girilmemesi ayný zamanda edebiyatýmýzýn görkemli eserlerinin ortaya çýkmasý gibi hayýrlý bir sonuç da vermemiþ midir? Hem Takrir-i Sükûn döneminde uygulanan "cellat sansürü"yle hiç mi hiç kýyaslanamaz Abdülhamid'inki.

6. Hafiye teþkilatý zararlýydý: Hafiye teþkilatýnýn topluma nefes aldýrmadýðýný iddia edenler, aksi halde ne yapýlmasý gerektiðini de söylemelidirler. Meydaný Ýngiliz, Rus, Fransýz ajanlarýna mý býrakmalýydý? Hafiyesiz, ajansýz, casussuz bir devlet olur mu? Unutmayalým ki, Fransa'nýn Ýstanbul büyükelçisi, Abdülhamid'in tahta geçtiði yýl sokaklarda Fransýz Kralý'nýn posterlerinin Ermeni hamallarý tarafýndan satýldýðýný yazýyordu.

Devlet Londra, Paris ve Petersburg'dan yönetiliyor, "Hasta Adam"ýn kimin kucaðýnda öleceði tartýþýlýyordu. Abdülhamid, iktidarýn dizginlerine asýlabilmek için hafiye teþkilatýný kurmak zorundaydý. Elbette suistimaller olmuþtur ama yakýnlarýndan biliyoruz ki, Sultan her jurnali okuyor ama mutlaka yazanýn adam olma niteliðine göre deðerlendirmeye tabi tutuyordu.

7. Despottu: 'Ýstibdad' kelimesini 'despotizm' diye çevirmek yanlýþtýr. Hele totalitarizm hiç deðil. Kaldý ki, Ýslam siyaset düþüncesinde "istibdâd" meþru yönetim þekillerindendi. Mesela Ýbn Haldun 'istibdâd'ý tek adam yönetimi, yani otokrasi anlamýnda kullanýr ve meþru yönetim þekillerinden biri kabul eder. Kaldý ki, önüne gelen idam cezalarýný sürekli affeden birinin istibdâdýn yetkilerini hangi yönde kullandýðýný da pekala görmüþ oluyoruz.

8. 31 Mart'ý tertiplemiþti: 31 Mart isyanýnda en ufak bir katkýsýnýn olmadýðý kesin olarak ortaya çýktýðý halde asýrlýk Ýttihatçý propagandanýn etkisi hâlâ sürüyor. Ýsyaný araþtýrma komisyonu baþkaný Yusuf Kemal [Tengirþenk], 31 Mart'ýn Abdülhamid'in eseri olmayýp Ýttihatçýlara karþý yabancý casus þebekeleri ile mürtecilerin teþebbüsleri olduðunu yazmýþtýr. Rýza Tevfik ise mahkemede þunlarý söylemiþtir: 31 Mart uydurma ihtilali hazýrlandýðý zaman ben Talat Bey'e beyhude yere kardeþ kaný dökülmesinin büyük bir cinayet olduðunu anlattým. Aldýðým cevap þu oldu: "Ne yapalým, Cemiyetin paraya ihtiyacý var, bunu da ancak Yýldýz Sarayý'nýn hazinesi karþýlayabilir."

9. Hamidiye Alaylarý gereksizdi: Hamidiye Alaylarý þunlara yaramýþtý: 1. Askerlik yapmayan Kürtlerle kolluk kuvveti eksikliði giderildi. 2. Rus istilasýna karþý caydýrýcý oldu. 3. Kürtler ve konar göçerlerin dýþ güçlerce kullanýlmasýna engel oldu. 4. Aþiretlerin yerleþik hayata geçmelerini hýzlandýrdý. 5. Çocuklar Ýstanbul'daki Aþiret Mektebi'nde eðitilerek Osmanlýlýk bilinci edindiler. 6. Aþiret kavgalarýnýn önüne geçildi. 7. Sükûnet saðlanýnca Doðu ve Güneydoðu Anadolu'nun imarýna çalýþýldý...

10. Korkaktý: Namýk Kemal'in oðlu Ali Ekrem Bey'in dediði gibi "Abdülhamid'in korkak olduðunu sananlar yanýlýrlar. Korkak olmak þöyle dursun, tam tersine cesurdu." Dolmabahçe Sarayý'ndaki bir bayramlaþma sýrasýnda deprem olmuþ ve tavana asýlý 1,5 tonluk bir avize yere düþmüþtü. O kargaþalýkta salonda kýlý kýpýrdamayan tek kiþi, Abdülhamid'di. Keza yaný baþýnda bomba patlarken bile metanetini yitirmemiþ, öðleden sonra elçilerle mutad görüþmelerini dahi aksatmamýþtý. Kýzý Ayþe Sultan'a söyledikleri karakterini iyi özetler: "Kalbimde yalnýz Allah korkusu vardýr. Bir hadise olmadan evvel onu önlemek için telaþ ederim. Ama tehlikenin içinde bunduðumu hissedersem icabýnda ateþe atýlmaktan bile çekinmem."

Ýçimden bir ses, "Kurtlarla Dans"ýn devamýný yazmam gerektiðini söylüyor.






"Cehalet hĂ˝yar olmuĂľ gidiyor son sĂĽrat/  Enkaz-Ă˝ beĂľer koĂľuyor elde tuzluk alĂ˝k surat"