Temmuz 16, 2019, 12:18:53 ÖS
Haberler:

Onlar þöyle cevap verirler: Evet, doðrusu bize, (bu azap ile) korkutan bir peygamber gelmiþti; fakat biz (onu) yalan saymýþ ve: Allah'ýn bir þey gönderdiði yok; siz olsa olsa büyük bir sapýklýk içindesiniz! demiþtik. (Mulk -9)

Dil BelasĂ˝

Baţlatan oski, Mart 15, 2008, 08:49:16 ÖS

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

oski

Çok konuþmak, aklî ve ruhî dengesizliðe delâlet eden bir hastalýktýr. Makbul söz, en kestirme bir yolla, muhatabýn kafasýný karýþtýrmadan ona bir þey anlatan sözdür. Muhataba bir þeyler anlatabilmek için uzun boylu konuþmaya gerek yoktur ve hatta çok defa uzun bir konuþma, beraberinde bir kýsým zararlar da getirir. Zira çok söz tenâkuzdan (çeliþki), tenâkuzlar ise karþý tarafýn kafasýnda çeþit çeþit yeni sorular meydana getirmekten hâli deðildir. Böyle bir durum ise, faydadan daha ziyade muhatap için zararlý olabilir..

* * *

Akýllý insan, konuþmak yerine, hem kendisi hem de baþkalarý için faydalý olabilecek þahýslarýn konuþturulmasýný saðlayan insandýr. Aslýnda, aklý kâinat fen ve ilimleriyle; kalbi de ilâhî mevhibelerle doymuþ ve olgunlaþmýþ kimselerin yanýnda baþkalarýnýn konuþmasý saygýsýzlýk ve o kâmil ruhlarýn susmasý da toplum adýna bir mahrumiyettir.

* * *

Az söylemek, çok dinlemek bir fazilet ve ermiþlik niþânesi, devamlý kendini dinlettirmek arzusu da, her zaman bir cinnet eseri sayýlmasa da, mutlak bir dengesizlik ve hayâsýzlýk olduðunda þüphe yoktur.

* * *

Söylenecek her söz, bir meseleyi halletmeye ve bir soruya cevap olmaya yönelik bulunmalĂ˝dĂ˝r. Söylerken de hem sorana hem de dinleyenlere bĂ˝kkĂ˝nlĂ˝k vermekten kat’iyen kaçýnĂ˝lmalĂ˝dĂ˝r.

* * *

ĂťnsanĂ˝n, konuĂľmamasĂ˝ gerektiĂ°i yerde susmasĂ˝ ve konuĂľmasĂ˝ icap ettiĂ°i yerde de konuĂľmasĂ˝ normal ve tabiĂ®dir. Ne var ki, daha istifadeli olabilecek kimselerin konuĂľmalarĂ˝, her zaman tercih edilmelidir. Bu ise, her Ăľeyden evvel bir edep iĂľi ve susmanĂ˝n faziletini idrak etmeye baĂ°lĂ˝dĂ˝r. AtalarĂ˝mĂ˝z ne hoĂľ söylemiĂľlerdir: “KonuĂľman gĂĽmĂĽĂľ ise, sĂĽkĂ»tun altĂ˝ndĂ˝r.”

* * *

Ăťnsan, çok söz söylemekle deĂ°il, söylediĂ°i sözlerin yerinde ve faydalĂ˝ olmasĂ˝yla kadrini, kĂ˝ymetini yĂĽkseltir. Aksine, her yerde ulu orta konuĂľan kimse, hele konuĂľtuĂ°u Ăľeyler de yĂĽce mefhumlara ve uzmanlĂ˝k isteyen mevzulara dairse, hem bir sĂĽrĂĽ hatalara dĂĽĂľer, hem de kendi deĂ°erini düþürmĂĽĂľ olur. “Çok konuĂľanĂ˝n çok sakatatĂ˝ olur” sözĂĽ ne kadar yerinde ve kĂ˝ymetli bir sözdĂĽr.

* * *

Ăťnsan konuĂľmalarĂ˝yla kendini gösterir ve davranýþlarĂ˝yla da ruhunun yĂĽceliĂ°ini aksettirir. Her sözĂĽ mutlaka onun söylemesi lâzĂ˝m geliyormuĂľ gibi lafĂ˝ kimseye bĂ˝rakmayan gevezeler, zamanla bĂĽtĂĽn dostlarĂ˝ndan nefret ve tahkir görmeye baĂľlarlar. Böyle bir durum ise, zaman zaman onlarĂ˝n da söylemeye muvaffak olabilecekleri gĂĽzel sözlerin dinlenmemesini ve dolayĂ˝sĂ˝yla da çok yĂĽksek hakikatlerin –bir geveze söylediĂ°i için– küçümsemesini netice verir ki, bu da, o yĂĽce hakikatlere karþý hĂĽrmetsizlik ve saygĂ˝sĂ˝zlĂ˝k demektir.

* * *

Az yeme, az uyuma gibi az konuþma da, öteden beri olgun kimselerin þiarý olagelmiþtir. Ruhî melekelerin geliþmesinde insana ilk tavsiye edilen þey, diline hakim olup, lüzumsuz ve münâsebetsiz sözlerden sakýnma olmuþtur. Zira, her yerde aðzýný açýp saçma sapan söz edenlerin, kafa ve gönüllerinden daha büyük olan dilleri, ihtimal ki, onlarýn sürekli kaybetmelerine sebep olacaktýr; hem burada, hem de öteki âlemde.

* * *

Hele yapmadĂ˝klarĂ˝ Ăľeyleri söyleyenlerin hâli, bĂĽtĂĽn bĂĽtĂĽn acĂ˝ ve onlar hesabĂ˝na düþündĂĽrĂĽcĂĽdĂĽr. Bu itibarladĂ˝r ki, En DoĂ°ru SözlĂĽ’nĂĽn beyanĂ˝nda dil ve apýþ arasĂ˝nĂ˝ muhafaza etme, cennetlere uçmanĂ˝n birinci vesilelerinden sayĂ˝lmýþtĂ˝r.

* * *

Bir insan, çok konuþma, kendi beyanýný beðenme ve baþkalarýna söz hakký tanýmama hastalýðýndan uzak kaldýðý nispette, Yaratan ve yaratýklara yakýn ve onlarýn nazarýnda sevimli olur. Aksine, ne Hak katýnda, ne de halk katýnda umduðunu bulamaz.