Haziran 24, 2019, 08:13:38 S
Haberler:

De ki: Suyunuz çekiliverse, söyleyin bakalým, size kim bir akar su getirebilir? (Mulk -29)

Aþk Merkezinde Muhabbet ve Muhatabiyet

Balatan DAMRAM, Ekim 15, 2008, 09:30:06

« nceki - sonraki »

0 ye ve 1 Ziyareti konuyu incelemekte.

Aa git

DAMRAM

Ekim 15, 2008, 09:30:06 Last Edit: Ekim 15, 2008, 09:37:45 by DAMRAM
Aþk Merkezinde Muhabbet ve Muhatabiyet



ÝNSANIN MADDÝ azalarý olan kalb, beyin, mide gibi organlarý bedenin ayrý ayrý cüzleridir. Ýnsanda farklý farklý iþlevleri yerine getiren bu organlar birbirlerine hem fiziken, hem de görev icabý baðlýdýrlar. Bu yakýnlýk ve baða raðmen onlarýn ayrý adlarla anýlmasý söz konusu organlarýn tanýmlanmasý ve sýnýrlarýnýn çizilerek anlamlandýrýlmaya çalýþýlmasýndan kaynaklanmaktadýr.

Ýnsanýn manevi azalarý olan akýl, kalb ve ruh gibi cihazat da insan maneviyatýnýn cüzleridir. Ýnsanda farklý duygu, düþünce ve davranýþ vazifelerini ifa eden bu organlar birbirlerine letafet-kesafet baðý ile baðlýdýrlar. Azalar kendi aralarýnda çok latif (kesif) olandan az latif (kesif) olana doðru sýralanýrlar. Burada genelde sýralama kesiften latife doðru nefs (kýsmen cismani, kýsmen manevi), akýl, kalb, ruh, vicdan, sýr... þeklindedir. Bunlar kendi aralarýnda geçiþli bir iliþkiye sahiptirler. Dolayýsýyla zaman zaman birbirleri ile karýþtýrýlýrlar. Ortaya çýkan bir duygu, düþünce veya davranýþý kimisi kalbin, kimisi ruhun, kimisi de bir baþka manevi azanýnýn mahsulü olarak görüp, deðerlendirebilir.
Ýnsanýn Rabb’iyle iliþkisi 20. Mektup’ta da anlatýldýðý üzere iman-ý billâh, iman-ý billah içindeki marifetullah, marifetullah içindeki muhabbetullah ve muhabbetullah içindeki lezzet-i ruhaniye þeklindedir.


Bu durumu insanýn diðer varlýklarla, özellikle karþý cinsle olan iliþkisine de uyarlayabiliriz. Bu anlamda insanýn diðer varlýklarla ve karþý cinsle olan iliþkisi genel olarak “muhatap” ve “muhabbet” merkezinde ilerler.
Kalb, ruh, vicdan vb. manevi latife ve azalar birbirleri ile kesin çizgilerle ayrýlamadýðý gibi “muhatap olmak” ve “muhabbet etmek” kavramlarý da birbirinden kesin çizgilerle ayrýlamaz. Bunlar birbirinin mütemmim cüzü gibidir. Muhabbetsiz muhatabiyet mümkün olmadýðý gibi, muhatap olmadan muhabbet etmeye çalýþmak da mümkün deðildir. O halde karþý cinsle ve diðer varlýklarla olan iliþkimizde muhatap olmak mý, yoksa muhabbet etmek mi öncelikli olacaktýr?


ve muhabbet birbirine bu kadar yakýn olduðuna, bu kadar birbirini tamamladýðýna göre “muhatap olmak” ve “muhabbet etmek” kavramlarýný esaslý bir þekilde tarif ve sýnýrlarýný tespit etmek gerekiyor.
Ýlk elden þunu söyleyebiliriz ki, bir þeye “muhatap olmak” aklýn, bir þeye “muhabbet etmek” ise kalbin eylemidir. Akýlda ilim, kalpte feyz vardýr. Nasýl ki kalb aklý, akýl da kalbi beslerse, muhatap olmak da muhabbet etmeyi, keza muhabbet etmek de muhatap olmayý besler. Buna göre muhatap olmayý “birini anlamaya, tanýmaya, siret güzelliðini tatmaya, tartmaya ve tarttýrmaya çalýþmak”; muhabbet etmeyi ise “birini veya bir þeyi sevmek” olarak tarif edebiliriz.


olmak her þeyden önce bir tefekkür ve anlamaya çalýþma halidir. Kiþi sevdiðini tefekkür ile anlamaya çalýþýrken bir noktadan sonra tefekkürden teþekküre geçebilir. Yani muhatabiyet hali muhabbet haline dönüþebilir.
Muhabbet etmek her þeyden önce bir teþekkür halidir. Kiþi sevdiðine daha baþlangýçta muhabbetle baðlanarak gerekli-gereksiz ona teþekkür eder bir hale girer. Çoðu kere onda olmayan güzellikleri bile onda varmýþ gibi telakki eder. Zira muhabbet ehli muhabbet ettiði þeyde bahaneler aramaz ve kusurlarýný görmek istemez. Kemaline iþaret eden zayýf emareleri kuvvetli hüccetler hükmünde görür. Daima sevdiði tarafýndadýr.


Sevdiðinin taraftarýdýr. Bu durumda teþekkürden tefekküre yani muhabbet etme halinden muhatap olma haline geçmek hayli zordur.
Muhabbet iki taraflý, muhatap tek taraflý bir iliþkidir. Muhabbet “karþýlýklý” olduðu müddetçe devam eder. Mevlana’nýn Þems’e söylediði gibi sevilen sevmeyi sürdürmediði müddetçe seven sevgisini ebediyen sürdüremez. Muhabbet bir yerde kýrýlýr. Ama muhatap olma karþýlýk alma beklentisi içermediðinden karþýsýndaki ona muhabbet etmese de muhatabiyet devam edebilir.


Kiþi muhatap halinde karþýsýndakine mana-i harfi ile nazar eder. Karþýsýndaki kiþiye duyduðu ilgi ve alakayý bir fonksiyon haline dönüþtürür. Muhabbet sýfatlar itibariyle olduðundan onun eksilerini bir tarafa, artýlarýný diðer tarafa koyar. Çýkan sonuca göre durumu deðerlendirerek o kiþinin muhabbete layýk ve alaka-i kalbe deðer bir kiþi olup olmadýðýna karar verir.


Kiþi karþýsýndakine bütün manevi duygularý ile muhatap olmaksýzýn muhabbet makamýnda nazar ederken çoðu kere mana-i ismi halindedir. Kiþi bu durumda karþýsýndakinin þahsi kemalatýný ve zati cemalini ön plana çýkarýr. Bu muhabbet ise muhabbetullaha vesile olmak yerine perde olur.


Risale’ye göre muhabbet sýfatlar itibariyle olmalýdýr. Mana-i ismi ile sýnýrlý kalmamalýdýr. Bu sýfatlar vücud, hayat, marifet, iman, beka, rahmet ve þefkat lezzetleri ile nur, basar, kelam, kerem, siret, suret hüsünleri ve kemal-i zat, kemali-i sýfat ve kemal-i efal olmalýdýr. Hakiki muhabbet gayrýn tasavvuruna bina edilmemeli, zatýnda bulunmalý ve bizzat bir hakikati mukarrere olmalýdýr. Muhabbete layýk olan þey ancak ona gerçek anlamda muhatap olunarak anlaþýlabilir. Muhatap sýfatlarla onun muhabbete layýk olup olmadýðýný tartar.


Muhatap makamý hitap makamýdýr. Sevgili sevenin kalbindeki rahlede kendini sevene anlatmaktadýr. Kiþi ruhen ulvi olmadýðý müddetçe asla doðrudan doðruya hitaba mazhar olamaz. Dolayýsýyla asla aþký ve sevgiliyi bütün boyutlarý ile tanýyamaz ve tanýtamaz.
Halil (dost) ve Habib (sevgili) ... Ucu Mevla’ya çýkan bir Leyla yolculuðunda kiþinin uðradýðý ilk uðrak dostluk makamýdýr. Zamanla dost olunan kiþiye karþý muhatap olabilme kaygýsý uç verir. Muhatabiyet kemal derecesine geldiðinde muhabbet hasýl olur. Bu anlamda dost muhatap, seven muhabbet ister. Dost anlaþýlmak, seven ise sevilmek ister.


Sevilen kiþiye nev-i beþer, belki kainat namýna muhatap olan bir zatýn geniþ makamýndan bakan kiþi Leyla’nýn deðil Mevla’nýn “huzur”undadýr.
Muhatap dostluðu, muhabbet sevgili olmayý netice verebilir. Kiþi karþýsýndakine muhatap olarak onu anlamaya ve tanýmaya çalýþýrsa ona halil ve dost olabilir. Karþýsýndakine muhabbet eden kiþi de uzun vadede onun sevgisini kazanarak sevgilisi olabilir. Gerçek þu ki dostlukla baþlayan bir iliþkinin aþka ulaþarak evlilikle sonuçlanmasý çok kuvvetle muhtemeldir.


Fakat aþkla baþlayan bir iliþkinin dostluða dönüþmesi çok zordur. Aþk iki insan arasýndaki en yüksek perdeden iliþkidir. Dolayýsýyla daha ötesi bulunmamaktadýr. Aþkýný yitiren bir kiþinin eþiyle olan iliþkisi “seviyeli/saygýya dayalý bir beraberlikten” öteye geçemez. Bitmiþ hiçbir aþk dostluðu kaldýramaz. Kaldýrabiliyorsa bu aþk deðildir. Bu hal olsa olsa karþýdaki kiþiye duyulan hürmet veya merhamettir.



Muhabbet ehli kiþi karþýsýndaki kiþiye kendini tanýtmak, tattýrmak ve tarttýrmak ister. Bütün varlýðý ile kendini sunar. Böylece sevmek ve sevilmek ister. Karþýsýndaki kiþinin külli bir muhatap ve cami bir ayna olmasýný ister.



Kiþi karþýsýndakine muhatap iken niyaz halindedir. Oysa muhabbet makamýnda niyazdan ziyade “naz” halindedir. Çok nazlýdýr. Çabuk küser, her þeye kýrýlýr. Aþka bedel ödemeyi göze alamaz. Bunun için niyaz etmeden, naza geçerek sevdiðini elde etmeye çalýþýr.
Muhabbette zikr-i kalbi, muhatapta tefekkür-ü akli vardýr. Kiþi aþk makamýnda sürekli kalbinden bir þeyler geçirir. Senaryolar üretir. Ýçbuluþmalar ayarlar, içkonuþmalar yapar. Kiþi muhatap makamýnda ise “ne yapsam, nasýl etsem de bu meseleyi bütün boyutlarý ile zararsýz ziyansýz çözebilsem?” diye düþünür.


Muhatap olunmadan yapýlan bir muhabbet hemen her seferinde büyük bir musibet olur. Zira gayr-i meþru muhabbetin neticesi merhametsiz azap çekmektir. Eðer kiþinin Leyla’sý ile olan irtibatý onu Mevla’ya ulaþtýramayacak minvalde ilerliyorsa bir gün kendi kendine azap çektirmesi ihtimalden uzak deðildir. Deðil mi ki muhabbet muhatabane bir marifet ile olmadýðýnda musibete ve adavete kalbeder. Deðil mi ki bazen adavet þiddetli muhabbetten gelir.
...
Zeyl: Günümüz insaný bizler hissetmeyi tefekkür etmenin, muhabbet etmeyi muhatap olmanýn önüne koyuyoruz. Böyle bir dönemde iki insanýn birbirine muhatap olarak muhabbet etmesini istemek bizler açýsýndan bir “bedel” niteliðini taþýyor ki, hemen hiçbirimiz akibeti ne olursa olsun böyle bir bedeli ödemeye razý deðiliz. Keza bu çað heves çaðý olduðu için sevdiðimizi ancak havaslara mahsus bir duyarlýlýkla tanýyarak ve anlayarak muhatap olma halini hemen hiç kimseden bekleyemiyoruz.
Evet, anlamadan seviyoruz, sonra da piþman oluyoruz. Anlayarak sevmek gerekiyor oysa.


Zira muhatabiyetin zýddý yok. Ama muhabbetin zýddý var:Adavet. Bir gün bize adavet besleyen birisiyle karþýlaþmak istemiyorsak daha ilk baþtan muhabbet ettiðimiz þeye karþý gerçekçi bir þekilde muhatap olup, onu anlamaya çalýþmak gerekiyor. Bu kiþi bizim neyimizi karþýlýyor? Neyimize iyi geliyor? Her þeyden önemlisi bu kiþi bizim neyimiz oluyor?... Bir aþk iliþkisine giriþmeden önce bu sorularýn cevabýný yerli yerine oturtmak gerekiyor.



Biz hakiki aþký ve dostluðu anlamadýðýmýzdan bize muhatap olarak bizi sevecek kiþileri yanýmýzdan uzaklaþtýrýyor, bize muhatap olmadan muhabbet edip, gururumuzu okþayan kiþileri yanýmýzda tutuyoruz. Hal böyle olunca bizi anlamadan seven kiþilerin aslýnda bize adavet ettiklerini anlayamýyoruz. Bunun için muhabbet ve muhatabiyet anlamýnda öyle açmazlar yaþýyoruz ki çoðu kere muhatap bile alamayacaðýmýz kiþilere muhabbet besleyip aþýk oluyoruz. O muhabbet duygusuyla sevdiðimizi deðiþtirmeye, dönüþtürmeye, onu kendimize muhatap etmeye çalýþýyoruz. Bunu ne kadar baþarabiliyoruz tartýþýlýr. Gerçekte hem muhatap olacaðýmýz, hem de muhabbet edeceðimiz insan sayýsý þu dünyada o kadar az ki. Ama biz çoðu kere bunun farkýna varamýyoruz. Bunun için mazi olan arka bahçemiz “ex (ölü) aþklar” mezarlýðýna dönmüþ durumda.


Zeyli: Ýnsan sevdiðinin kendisine hem muhatap olmasýný, hem de muhabbet etmesini ister. Þu halde ilk önce bizler muhabbet ettiðimiz þeye muhatap olabilmeliyiz. Muhatap olduðumuz þeye de muhabbet edebilmeliyiz. Zira muhatap olmak bir zaman sonra muhabbet etmeyi sonuç verebiliyor. Ama her muhabbet muhatap olmakla sonuçlanmayabiliyor. Bunun için muhabbeti muhatabiyeti kapsayacak þekilde içselleþtirebilmeliyiz. Muhatabiyetten gelen gelen muhabbeti bir maye ve iksire dönüþtürebilmeliyiz. Belki o zaman bizi kulluðun özü olan muhatabane müebbet muhabbete çýkaracak bir sevgiliye ulaþabiliriz.
21/04/2008

© 2008 karakalem.net, Mustafa Oral

kurtlarvadisi

Edeb

Güzel bir paylaþýmdý teþekkürler..

Kýsaca muhabbetten Muhammed hasýl olur desek.... ::)
GÜL GÝBÝ OL...GÜL GÝBÝ KOK...GÜL GÝBÝ GÜL...GÜL GÝBÝ GEL...

Beni Bende Demen..

Ben Bende Deðilem..

Bir Ben Vardýr..Bende Benden Ýçerü..

Yukar git