Sayfa: 1 2 3 [4] 5   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)  (Okunma Sayısı 6963 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
"ELvEdA"
Forum Dostu
***
Üye Grubu : *HiÇ*
Nerden : İstanbuL
Kayıt Tarihi : 11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı : 10986
Konu Sayısı : 1770
Üye No : 5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj : "Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline Offline

« Yanıtla #45 : 02 Temmuz 2008, 14:38:13 »

Bir Maktulün Diriltilip Katilini Haber Verişi:



İsrail oğulları arasında vuku bulup faili bilinemeyen ve bir çok tartışmalara yol açan bir kati hâdisesi, Mûsâ Aleyhisselâma arzedilmiş Mûsâ Aleyhisselâm da:

"ALLAH aşkına! şu maktulün işi hakkında kimde bilgi varsa, bize bildirsin!" di­yerek halka seslenmiş, bu hususta hiç kimsede bir bilgi bulunmadığı görülünce, kendisinin, bunu, Rabb´inden sorup öğrenmesi, istenilmişti. [498]

Bunun üzerine, Yüce ALLAH, onlara, bir inek boğazlamalarını emretmişti. [499]

Bu hâdise, Kur´ân-ı kerimde şöyle açıklanır:

"Bir zaman da, Mûsâ, kavmine:

ALLAH, size, her halele, bir inek boğazlamanızı, emrediyor!" demişti.

Onlar:

"Bizi, eğlence mi ediniyorsun?" demişti.

Mûsâ da:

"Ben, câhillerden olmaktan, ALLAH´a sığınırım!" demişti.

(Onlar, öyle ise) bizim için, Rabb´ine dua et te, onun, ne olduğunu (kaç yaşında olacağını) bize iyice açıklasın." demişlerdi.

(Mûsâ):

ALLAH, diyor ki: o, ne çok yaşlı, ne de, pek genç değil, ikisi ortası, bir dinç (inek)tir.

Artık, emrolunduğunuz şeyi, yapınız!" demişti.

(Onlar, tekrar):

Bizim için, Rabb´ine, dua et te, onun rengi, nedir? bize, tam açıklasın?" dediler.

Oda:

(Rabb´im) diyor ki:

O, bakanlara ferahlık verecek sapsarı bir inektir!" demişti.

Onlar:

Bizim için, Rabb´ine dua et de, o, nedir? Apaçık anlatsın bize.

Çünkü, bizce, bir çok inekler, birbirlerine benzerler.

ALLAH, dilerse, (istenilen ineği bulmağa) muvaffak oluruz." demişlerdi.

(Mûsâ):

Rabb´im, buyuruyor ki: o, ne boyunduruğa koşulup arazi sürecek, ne ekin sula­yacak bir inek değildir, salmadır.

Hiç alacası da, yoktur." dedi.

Onlar:

"İşte, şimdi, hakikati getirdin (vasfını, tam bildirdin) dediler.

Bunun üzerine, o ineği (bulup) boğazladılar ki, az kaldı (bunu) yapmayacaklardı.

Hani, siz, bir kimse öldürmüştünüz de, onun (katili) hakkında birbirinizle atış-mıştınız.

Halbuki, ALLAH, sizin gizleyecek olduğunuz şeyi, açığa vurandı.

Onun için, biz, ona (Öldürülen adama, boğazlanan ineğin) bir parçası ile vuru­nuz!" demiştik.

İşte, ALLAH, böylece, ölüleri, diriltir, size, âyetlerini, gösterir.

Gerekir ki, aklınızı, başınıza alasınız.ıl[500]

Boğazlanan ineğin bir parçası ile maktule vurulunca, Yüce ALLAH, maktulü, diriltti.

Mûsâ Aleyhisselâm, ona:

"Seni, kim öldürdü?" diye sordu.

O da: kendisini, kimin öldürdüğünü, haber verdikten sonra, eski ölü haline döndü[501]
Logged

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login
"ELvEdA"
Forum Dostu
***
Üye Grubu : *HiÇ*
Nerden : İstanbuL
Kayıt Tarihi : 11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı : 10986
Konu Sayısı : 1770
Üye No : 5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj : "Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline Offline

« Yanıtla #46 : 02 Temmuz 2008, 14:38:50 »

Karun Ve Karun´un Mûsâ Aleyhisselâma İftira Edişi Ve Yer Tarafından Yutuluşu:


Karun´un Kimliği ve Yaşantısı:


Karun; Mûsâ Aleyhisselâmın amcasının oğlu olup[502] büyük servet sahibi ve servet azgını idi.

Hazînelerinin anahtarlarını, müteaddid adamlar, zorlukla taşıyabilirdi. [503]

Süslenmiş üç yüz câriye ve dokuz bin adamları yanında bulunduğu halde, hal­kın yanına çıkardı.

Konağının kapısını altından yaptırmış, duvarlarını, altın levhalarla kap-latmıştı. [504]

Firavun ve Hâman gibi, Karun da, Mûsâ Aleyhisselâmı;

"Çok yalancı bir Sihirbazdırl" diyerek red ve tekzib etmişti. [505]

Mûsâ Aleyhisselâm; Karun´un, kötü tutum ve davranışlarını -akrabası olduğu

için- af ve müsamaha ile karşılardı.[506] Firavun; Karun´u, İsrail oğullarına Vali tayin etmişti. [507] İsrail oğullarına zulmünü ve taşkınlığını, onun vâsıtası ile yapardı. [508]

Karun; Musa ve Hârûn Aleyhisselâmdan sonra, İsrail oğullarının en bilgilisi ve üstünü idi. [509]

Kendisi; İsrail oğulları arasından seçilip -tevbe etmek üzere- Tûr´a götürülen ve orada, Yüce ALLAH´ın Kelâmını işiten yetmiş kişi arasında idi. [510]

Mûsâ Aleyhisselâm; İsrail oğullarına, zekâtı emredince, Karun, İsrail oğullarını toplayıp onlara:

"Bu, size, oruç, namaz ve bir takım şeyler getirmiş, siz de, onlara katlanmış bulunuyorsunuzdur. Ona, birde, mallarınızı verme külfetini, yüklenecek misiniz?" dedi.

İsrail oğulları:

"Biz, ona, mallarımız(ın zekâtın)ı, verme külfetini, yüklenmeyeceğiz!

Sen, ne görüştesin?" dediler.

Karun:

"Benim görüşüm: İsrail oğullarının fahişesini, ona gönderelim.

Onun, ona, kendisiyle temasta bulunmak istediği iftirasını atmasını[511] ve bu­nu, ordu dumandanları ve halk arasında yaymasını, emredelim!" dedi.

Öyle yaptılar[512]

Karun; İsrail oğulları arasında bulunan bir fahişeyi; Mûsâ Aleyhisselâma, cinsî münasebette bulunma suçu atmak üzere, kiraladı. Karun; İsrail oğullarının, Mec­lislerinde toplandıkları gün, Mûsâ Aleyhisselâmın yanına varıp:

"Ey Mûsâ! Hırsızlık edenin, cezası, nedir?" diye sordu.

Mûsâ Aleyhisselâm:

"Eli, kesilmektir!" dedi.

Karun:

"Hırsızlık eden, sen olsan da mı, böyledir?" diye sordu.

Mûsâ Aleyhisselâm:

"Evet!" dedi.

Karun:

"Zina edenin, cezası, nedir?" diye sordu.

Mûsâ Aleyhisselâm:

"Taşlanıp öldürülmektir!" dedi.

Karun:

"Zina eden. sen olsan da. böyle midir" diye sordu.

Mûsâ Aleyhisselâm:

"Evet!" dedi.
Logged

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login
"ELvEdA"
Forum Dostu
***
Üye Grubu : *HiÇ*
Nerden : İstanbuL
Kayıt Tarihi : 11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı : 10986
Konu Sayısı : 1770
Üye No : 5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj : "Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline Offline

« Yanıtla #47 : 02 Temmuz 2008, 14:39:44 »

Karun:

"Sen. zina etmişsin!" dedi.

Mûsâ Aleyhisselâm:

"Yazıklar olsun sana!

Kiminle etmişim?" dedi.

Karun:

"Filanca kadınla!" dedi.

Mûsâ Aleyhisselâm, hemen o kadını, çağırdı:

"Tevratı, indiren ALLAH adına, sana, and veriyorum:

Karun, doğru mu söylüyordur?" dedi.

Kadın:

"Madem ki, sen, bana, ALLAH adına and verdin.

Ben de, ALLAH için, yemin ederek şehâdet ederim ki: Sen, bu işden berîsin, uzak­sın ve ALLAH´ın Resulüsün!

Ailâh düşmanı Karun, sana, bu suçu atayım diye beni kiraladı!" dedi. Mûsâ Aleyhisselâm, hemen kalkıp secdeye kapandı. [513]

Karun aleyhinde, ALLAH´a dua edince; Yüce ALLAH, Mûsâ Aleyhisselâma, boyun eğmesi için, yer´e, emretti. [514]

Mûsâ Aleyhisselâma da:

"Başını, secdeden kaldır! Yer´e, istediğini, emret!" diye vahy etti. [515]

Mûsâ Aieyhisseiâm:

"Ey İsrail oğulları! Yüce ALLAH, beni, Firavun´a, gönderdiği gibi, Karun´a da, gönderdi.

Kim, onun yanında bulunuyorsa, yerinde kalsın!

Kim, benim yanımda bulunuyorsa, onun yanından ayrılsın!" dedi.

Karun´un yanında iki kişiden başka kimse kalmadı. [516]

Mûsâ Aleyhisselâm, Yer´e:

"Tut onları, yut!" dedi.

Yer, onları, topuklarına kadar, yuttu. [517]

Oniar:

"Ey Mûsâ! Ey Mûsâ" diyerek istimdad ediyorlardı. [518]

Mûsâ Aleyhisselâm, yere:

"Tut oniarı, yut!" dedi.

Yer, onları, dizlerine kadar yuttu! [519]

Onlar:

"Ey Mûsâ! Ey Mûsâ!" diyerek istimdad edip durdular. [520]

Mûsâ Aleyhisselâm, yer´e:

"Tut onları, yut!" dedi.

Yer, onları, bellerine kadar yuttu!

Onlar, yine:

"Ey Mûsâ, Ey Mûsâ!" diyerek istimdad ettiler, durdular. [521]

Mûsâ Aieyhisselâm, yere:

"Tut onları, yut!" dedi.

Yer, onları, boğazlarına kadar yuttu! [522]

Onlar, yine:

"Ey Mûsâ! Ey Mûsâ!" diyerek istimdad ettiler.

Mûsâ Aleyhisselâm, yer´e:

"Tut onları, yut!" dedi.

Yer, onları, yuttu!

Tamamı ile kaybolup gittiler.

Bunun üzerine, Yüce ALLAH, Mûsâ Aleyhisselâma:

"Ey Mûsâ! Kullarım, senden yardım istediler, durdular. Sen, yardım etmedin!

Eğer, onlar, benden yardım istemiş olsaydılar, muhakkak, onların imdadlarına yetişir, kendilerine, yardım ederdim!" diye Vahy etti. [523]

Diğer rivayete göre:

Mûsâ Aleyhisselâm, Abdest alıp namaz kıldı ve ağladı:

"Yâ Rab! Senin düşmanın, benim eziyyet edicim, benim rüsvay olmamı ve ayıp­lanmamı, istiyordur.

Beni, onun üzerine, musallat kıl!" diyerek dua etti.

"Yer´e, dilediğini, emret! Sana, itaat edecektir!" diye vahy olundu.

Bunun üzerine, Mûsâ Aleyhisselâm, Yer´e:

"Ey yer! Tut onları, yut!" dedi.

Karun´un konağı sarsıldı.

Yer, Karûnu ve adamlarını, topuklarına kadar, tutup yuttu!
Logged

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login
"ELvEdA"
Forum Dostu
***
Üye Grubu : *HiÇ*
Nerden : İstanbuL
Kayıt Tarihi : 11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı : 10986
Konu Sayısı : 1770
Üye No : 5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj : "Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline Offline

« Yanıtla #48 : 02 Temmuz 2008, 14:40:37 »

Karun:

"Ey Mûsâ! Bana, acı!" diye sesleniyordu.

Mûsâ Aleyhisselâm:

"Ey Yer! Tut onları yut!" dedi.

Konak, sarsıldı.

Karun ile adamları, dizlerine kadar, yere battılar!

Karun ise, Mûsâ Aleyhisselâma:

"Ey Mûsâ! Bana, acı!" diye yalvarıyor ve sesleniyordu.

Mûsâ Aleyhisselâm:

"Ey Yer! Tut onları yut!" dediği zaman, konak, sarsıldı.

Karun ile adamları, alınlarına, kadar, yere, battılar!

Karun ise, Mûsâ Aleyhisselâma, yalvarıyor:

"Ey Mûsâ! Bana, acı!" diyordu.

Mûsâ Aleyhisselâm, tekrar, yer´e:

"Ey yer! Tut onları, yut!" dediği zaman, yer, Karûnu ve adamlarını konağıyle birlikte tamamıyla yuttu!

Yüce ALLAH tarafından, Mûsâ Aleyhisselâma:

"Ey Mûsâ! Sen, çok katı davrandın!

İzzet sıfatım hakkı için, onlar, bana seslenmiş olsalardı, davetlerine icabet eder­dim!" buyruldu. [524]

Rivayete göre, Karun ve adamları, Kıyamete kadar, her gün, bir insan boyu, yerin dibine geçirilmektedir! [525]

Karun, helak olduğu zaman, İsrail oğulları:

"Musa, onu, ancak, konağını ve servetini ele geçirmek için, helak etti!" dediler.

Karun´un helakinden üç gün sonra da, Yüce ALLAH, bütün konak ve mallarını, yere yutturdu! [526]
Logged

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login
"ELvEdA"
Forum Dostu
***
Üye Grubu : *HiÇ*
Nerden : İstanbuL
Kayıt Tarihi : 11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı : 10986
Konu Sayısı : 1770
Üye No : 5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj : "Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline Offline

« Yanıtla #49 : 02 Temmuz 2008, 14:41:17 »

Kur´ân-ı Kerimin Karun Hakkındaki Açıklaması:



Kur´ân-ı Kerim´de, Karun´un durumu ve akıbeti şöyle açıklanır: "Aslında, Karun, Musa´nın kavmindendi. Fakat, o, onlara karşı serkeşlik etti.

Biz, ona, öyle hazîneler verdik ki, anahtarlarını taşımak bile) güçlü kuvvetli bü­yük bir cemaata ağır geliyordu.

O vakit, kavmi(nden Mü´min olanlar) ona; şöyle demişti:

Şımarma! Çünkü, ALLAH, şımarıkları, sevmez.

Allâh(ın), sana verdiği (maldan harcayıp) Âhiret yurdunu ara!

Dünyadan, nasibini de, unutma!

ALLAH´ın, sana ihsan ettiği gibi, sen de, (insanlara sadaka vererek) ihsanda bulun.

Yer (yüzünde) de, fesad arama.

Çünkü, ALLAH, fesadcıları, sevmez.

(Karun) dedi ki:

Bu (servet), bana, ancak, bende olan ilimle (ilim sayesinde) verilmiştir.

(O, madem ki, âlimdi) kendisinden önceki nesillerden, kuvvetçe ondan daha üs­tün, cemiyetçe, daha kesretli kimseleri, ALLAH´ın, hakîkaten helak etmiş olduğunu bilmedi mi?

Mücrimlerden, günahları, sorulmaz. (ALLAH, sormadan, her şeyi bilir) Derken, zîneti (debdebesi) içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler:

Ne olurdu Karun´a verilen (şu servet) gibi, bizim de, (malımız) olsaydı, o, hakî-katan, büyük bir nasib sahibidir, dediler.

Kendilerine ilim verilenler de, şöyle dedi:

Yazıklar olsun size! ALLAH´ın sevabı; iman ve iyi amel (ve hareket) eden kimseler için, daha hayırlıdır.

Buna da, sabır (ve sebat) edenlerden başkası kavuşturulmaz.

Nihayet, biz, onu da, onun sarayını da, yere geçiriverdik!

Artık, onun, ALLAH´a karşı, kendisine yardım edecek hiç bir cemâati da, yoktu.

O, bizzat kendisini müdafaa edebileceklerden de, değildi!

Dün, onun mevkiini temenni edenler, sabahleyin, şöyle diyorlardı:

Hayret! Demek ki, ALLAH, kullarından, kimi dilerse, onun rızkını, yayıyor (genişleti­yor, yahud) daraltıyor.

ALLAH, bize lutfetmeseydi, bizi de, muhakkak (yere) batırırdı!

Hayret! Demek gerçek şu ki kahirler felah bulmak!

İşte, Âhiret yurdu!

Biz, onu, yer (yüzün)de, ne tegallüb, ne fesad arsuzuna düşmeyeceklere veririz.

(iyi) Sonuç, (ALLAH´ın /kabından) sakınanlarındır.

Kim, iyi (hal) ile gelirse, onun, için, bundan daha hayırlısı vardır.

Kim de, kötü (hal) ile gelirse, o kötülükleri işleyenler, yapmış olduklarından başka­sı ile cezalandırılmaz(lar[527]

Karun´u, Firavun´u ve Hâmân´ı da, (helak ettik)

And olsun ki: Mûsâ (daha önce) kendilerine apaçık burhanlar getirmişti de, onlar, yer (yüzün)de büyüklük taslamışlardı.

Halbuki, (azabın) önüne geçebilecek değillerdi. [528]
Logged

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login
"ELvEdA"
Forum Dostu
***
Üye Grubu : *HiÇ*
Nerden : İstanbuL
Kayıt Tarihi : 11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı : 10986
Konu Sayısı : 1770
Üye No : 5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj : "Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline Offline

« Yanıtla #50 : 02 Temmuz 2008, 14:42:07 »

Mûsâ Aleyhisselâmın Hızır Aleyhisselâmla Buluşup Arkadaşlık Etmesi[529]

Hârûn Aleyhisselâmın Vefatı:



Yüce ALLAH; Mûsâ Aleyhisselâma, Hârûn Aleyhisselâmı vefat ettireceğini, vahy ile haber verip[530]:

"Kendisini, dağa, şöyle şöyle getir!" buyurdu. [531]

Mûsâ Aleyhisselâm, Hârûn Aleyhisselâmın elinden tutup[532] dağa doğru gittiler.[533]

Hârûn Aleyhisselâmın Şibr ve Şibbîr adındaki oğulları da yanlarında bulunuyor­du. [534] Dağın üzerine çıktıkları zaman[535] ne görsünler: Bir benzeri daha görülmemiş bir ağaç i

Yapılmış bir ev!

Evin içinde bir Sedir!

Sedirin üzerinde de, bir döşek!

Döşeğin içinden de, güzei bir koku yayıimaktai

Hârûn Aleyhisselâm; o dağa, o eve, o evin içindekilere bakınca, onlar çok hoşuna gitti:

"Ey Mûsâ! Ben, şu Sedir´in üzerinde muhakkak uyumamı arzu ediyorum! dedi.

Mûsâ Aleyhisselâm:

"Haydi, onun üzerinde uyu!" dedi.

Hârûn Aieyhisseiâm:

"Ben, bu evin sahibi geiip bana kızar diye korkuyorum!" dedi.

Mûsâ Aleyhisselâm

"Korkma! Bu evin sahibi hakkında, ben, sana, yeterim. Uyu! dedi.

Hârûn Aleyhisselâm:

"Hayır! Ey Mûsâ! Sen de, benim yanımda uyu!

Ev sahibi gelirse, bana ve sana karşı, toptan kızmış olur!" dedi.

ikisi de, yatıp uyudular.

Hârûn Aleyhisselâmı. ölüm yakaladı.

Kendisinin öleceğini, sezince:

"Ey Mûsâ! Beni aldattın" dedi. [536]

Orada, Hârûn Aleyhisselâmın ruhu kabzolundu. [537]

Dağda görülen o ev de, o sedir de, semaya kaldırıldı. Ağaç ise, kaybolup gitti. [538]

Mûsâ Aleyhisselâm, Hârûn Aleyhisselâmın cenaze namazını kıldı´[539]´ ve onu ora­ya gömdü. [540]

Bunun için, Yahudiler, Hârûn Alehisselâmın gömülü bulunduğu dağa Tûr-ı Harun adını vermişlerdir.[541]

Mûsâ Aleyhisselâm yanında Hârûn Aleyhisselâm bulunmaksızın, İsrail oğullarının yanına dönünce[542] israil oğullan:

Mûsâ; İsrail oğullarının, Harun´a gösterdiği sevgiyi kıskanarak onu öldürdü!" dedi­ler.

Gerçekten de, Hârûn Aleyhisselâm, Mûsâ Aleyhisselâma nazaran, İsrail oğulları­na karşı, daha yumuşak ve daha sakin davranışlı idi.

Mûsâ Aleyhisselâmın ise, onlara karşı, bazı sert ve katı davranışı olmuştu.

Mûsâ Aleyhisselâm; İsrail oğullarının, kendisi aleyhinde söyledikleri bu sözü ha­ber alınca, onlara:

"Hey ALLAH´ın rahmetine uğrayasıcalar! Kardeşim olan bir kimseyi, Sen, öldürdün! diye bana iftira ediyorsunuz hâ!?" dedi.[543]
Logged

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login
"ELvEdA"
Forum Dostu
***
Üye Grubu : *HiÇ*
Nerden : İstanbuL
Kayıt Tarihi : 11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı : 10986
Konu Sayısı : 1770
Üye No : 5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj : "Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline Offline

« Yanıtla #51 : 02 Temmuz 2008, 14:42:42 »

israil oğulları:

"Onu, sen öldürdün!" dediler.

Mûsâ Aleyhisselâm:

"Yanımda iki oğlu bulunduğu halde, ben onu, nasıl öldürürüm?!" dedi´[544]

İsrail oğulları, Mûsâ Aleyhisselâm aleyhindeki sözlerini çoğalttıkları zaman, Mûsâ Aleyhisselâm kalkıp iki rekât namaz kıldı. Sonra da, ALLAH´a dua etti.

Gökle yer arasına inen sediri gördüler. [545]

"Ey Hârûn! Seni, kim öldürdü?" diye sordular.

Hârûn Aleyhisselâm:

"Beni, kimse öldürmedi, Fakat ALLAH, beni vefat ettirdi!" dedi. [546]

Hârûn Aleyhisselâm; Tîh´de[547] vefat ettiği zaman, yüz on yedi´[548] veya yüz yir-

mj[549] ya da yüz yir-

mj üç yaşında idi.´[550]

"Musa´ya da, Harun´a da, selâm!"[551]
Logged

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login
"ELvEdA"
Forum Dostu
***
Üye Grubu : *HiÇ*
Nerden : İstanbuL
Kayıt Tarihi : 11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı : 10986
Konu Sayısı : 1770
Üye No : 5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj : "Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline Offline

« Yanıtla #52 : 02 Temmuz 2008, 14:43:21 »

Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselâmın Mîrac Gecesinde Hârûn Aleyhisselâmla Karşılaşıp Selamlaşması:

Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselâm, Mîrac gecesinde Cebrail Aleyhisselâmla birlikte beşinci kat göğe yükseldiler.

Cebrail Aleyhisselâm; göğün kapısını çaldı.

"Sen kimsin?" denildi.

Cebrail Aleyhisselâm:

"Cebrailim!" dedi.

"Yanında kimse var mı? diye soruldu.

Cebrail Aleyhisselâm: "Muhammed (Aleyhisselâm) var!" dedi. "O (Mîrac için) gönderildi mi?" diye soruldu. Cebrail Aleyhisselâm: "Gönderildi!" dedi.

Göğün kapısı açılınca, Hârûn Aleyhisselâmla karşılaştılar.[552] Peygamberimiz:: "Ey Cebrail! Kim bu? diye sordu. Cebrail Aleyhisselâm:

"Bu kavmi içinde sevdirilmiş Hârûn b. İmran (Aleyhisselâm)dır. [553] "Selâm ver ona!" dedi. Peygamberimiz Aleyhisselâm, selâm verdi.

O da, Peygamberimizin selâmına mukabele ettikten sonra, Peygamberimize: "Hoş geldin! Safa geldin! Salih kardeş! Salih Peygamber!" dedi. [554]
Logged

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login
"ELvEdA"
Forum Dostu
***
Üye Grubu : *HiÇ*
Nerden : İstanbuL
Kayıt Tarihi : 11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı : 10986
Konu Sayısı : 1770
Üye No : 5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj : "Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline Offline

« Yanıtla #53 : 02 Temmuz 2008, 14:44:00 »

Musa Aleyhisselâmın Hacca Gidişi:



Peyamberimiz Muhammed Aleyhisselâm; Hicretin onuncu yılında Veda Haccına gi­derken Ezrak vadisine uğrayıp:

"Bu, hangi vadidir?" diye sordu.

"Ezrak vâdisidir!" dediler.

Bunun üzerine, Peygamberimiz Aleyhisselâm:

"Musa´nın; şehâdet parmaklannı, kulaklarına koyup yüksek sesle ALLAH´a Telbiye ederek vadiden geçişini, görür gibiyim!" buyurdu. [555]

Mûsâ Aleyhisselâm, Hacc´da Beytullâhı Tavaf edince, Sâfâ tepeciğine çıktı. Ora­da, Cebrail Aleyhisselâmla karşılaştı.

Cebrail Aleyhisselâm ona:

"Ey Safiyullah! Vadiye indiğinde, sıkı git!" dedi.

Mûsâ Aleyhisselâm, elbisesinin eteğini, beline, kuşağıyla bağlayıp Safa tepeciğin­den aşağı indi ve vadiye erişince, Sa´y´a ve:

Lebbeyk! Allâhümme lebbeyk! Lebbeyk! Ene abdüke lebbeyk! Lebbeyk!

Buyur ALLAH´ım buyur!

Ben, Senin kulun´um!

Buyur! BuyuıTEn-ırine amadeyim!" diyerek Telbiye´ye başladı. [556]

Mûsâ Aleyhisselâm, Arafat´a giderken de, en kısa yol olan Dabb yolundan gitmiş­ti. [557]
Logged

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login
"ELvEdA"
Forum Dostu
***
Üye Grubu : *HiÇ*
Nerden : İstanbuL
Kayıt Tarihi : 11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı : 10986
Konu Sayısı : 1770
Üye No : 5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj : "Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline Offline

« Yanıtla #54 : 02 Temmuz 2008, 14:45:14 »

Tevrat Hükümlerinin İsrail Oğullarına Zorla Kabul Ettirilişi:


Yüce ALLAH; Mûsâ Aleyhisselâma, önce, on Sahife indirmiş[558] sonra, bunu, yüz Sahife´ye tamamlamıştı.

Bundan sonra, ona, bir çok emirleri, nehiyleri, haramları, helalları sünnetleri ve hükümleri içinde taşıyan Tevrat´ı, İbranice olarak indirmişti. [559]

Mûsâ Aleyhisselâm, Tûr´dan, İsrail oğullarının yanına dönüp[560] Tevrat´ı getirdiği zaman, onu kabullenmekten, onda, kendilerine yükletilen mükellefiyetlere, Şeriat hükümlerine göre[561] amel etmekten kaçındılar.

Bunun üzerine, Tür dağı, başlarının üzerine kaldırıldı!

Yüzlerinin yamacından, kendilerine bir ateş gönderildi!

Arkalarından da, tuzlu bir deniz getirildi!

Onlara:

"Size verdiğimiz şeyi, kuvvetle tutunuz. (Ona, sımsıkı sarılınız) ve söz, dinleyiniz!..

Ya bunu, kabul eder ve size emrettiğim şeyleri, yaparsınız, yahud şu dağ, üzerini-zebırakılacaktır!

Yahut şu denizde boğulacaksınız!

Ya da şu ateşte yakılacaksınız!" denildi.

İsrail oğulları, kendileri için, kaçılacak yer olmadığını görünce, bunu, kabullenmek zorunda kaldılar ve yüzlerinin yarısı üzerine, secdeye kapandılar. Secde halinde, üzerlerindeki dağı, göz ucuyla süzdüler.

Böyle, yüzlerinin yarısı üzerine secde etmeleri ve göz ucuyla yukarıya doğru bak­maları, Yahudiler için, Sünnet ve âdet oldu. "Yâ Mûsâ! işittik ve itaat ettik!" [562]Kabul ettik! Kabul ettik! [563] Eğer dağ (tepemizde) olmasaydı, yine de, sana, itaat etmezdik!" dediler. [564]
Logged

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login
"ELvEdA"
Forum Dostu
***
Üye Grubu : *HiÇ*
Nerden : İstanbuL
Kayıt Tarihi : 11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı : 10986
Konu Sayısı : 1770
Üye No : 5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj : "Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline Offline

« Yanıtla #55 : 02 Temmuz 2008, 14:45:50 »

Kur´ân-I Kerimin İsrail Oğulları Hakkındaki Bazı Açıklamaları:



"Hani, sizden (Tevrat hükümlerine göre amel edeceğinize dair) sapasağlam söz almıştık.

Tûr´u da (tepenize iniverecek bir şekilde) üstünüze kaldırmıştık (ve demiştik ki):

Size verdiğimiz (kitabın hükümlerin)i, kuvvetle tutunuz.

Onun içindekileri, hatırlayınız. Tâ ki, sakınmış olasınız.

Sonra, onun (Tevrat´ı kabul edişinizin) arkasından, yine yüz çevirmiştiniz.

İşte, eğer, üzerinizde, ALLAH´ın fazl´u rahmeti olmasaydı, elbette maddî ve manevî en büyük zarara uğrayanlardan olacaktınız.

And olsun ki: Cumartesi günüfne saygı göstermek) hakkında(ki dinî hududu, balık avlamak suretiyle) çiğneyip geçenler(in hallerini, başlarına gelenleri) de, her halde, bil(ip öğren)mişinizdir.

İşte, biz onlara (Dâvud lisanı ile):

"Hor ve zelil maymunlar, olunuz!" dedik.

(Üç gün sonra, hepsi helak oldu.)

Binâenaleyh, onu, hem önündekilere (o zaman hazır olanlara), hem de ardındaki-lere (sonradan geleceklere) ibret verici ceza ve (Mü´minlerden) Takvaya erenlere de, bir öğüt yaptık." [565]

"Bir vakit;

Size verdiğimiz (Tevrat)´!, kuvvetle tutunuz! (Ona, sımsıkı sarılınız, söz) dinleyiniz! (diye) Tûr´u, tepenizin üstüne kaldırıp sizden, teminatlı va´d almıştık.

"(Kulağımızla) dinledik. (Kalbimizle) isyan ettik!" demişlerdi.

(Çünkü), Küfürleri yüzünden, özlerine buzağı, (bir su gibi) içirilmiş (iyice işlemiş)ti.

De ki: Eğer, Mü´min (kimse)ler iseniz, inancınız, size, ne kötü şey emrediyor?!" [566]

"Hani, İsrail oğullarından:

Allâh´dan başkasına ibâdet etmeyiniz!

Anaya, babaya, hısımlara, yetimlere, yoksullara iyilik ediniz!

İnsanlara, güzellikle söyleyiniz!

Dosdoğru namaz kılınız!

Zekât veriniz! diye (emretmiş), teminatlı söz almıştık.

Sonra, (bu sağlam sözünüze karşı) içinizden birazınız hariç olmak üzere, arka döndünüz ve (siz de, atalarınız gib)i hâlâ yüz çevirmekte berdevamsınız!

Hani, sizden (ey Yahudiler! Birbirinizin) kanlarını (haksız yere) akıtmayınız!

Kendinizi, kendi yurdlarınızdan çıkarmayınız! diye kat´î söz almıştık.

Sonra, siz de, (buna karşı) ikrar vermiştiniz, ve hâlâ, (bu yolda aleyhinizde) şahid-lik edip duruyorsunuz da.

(Öyle olduktan) sonra, sizler, yine onlarsınız ki: (işte) kendilerinizi öldürüyor, içi­nizden bir fırkayı, yurdlarından çıkarıyor, aleyhlerinde günah ile, düşmanlıkla birleşip yardım/aşıyorsunuz.

Eğer, size esir olup gelirlerse, kendileriyle fidyeleşir (esir mübadelesi yapar, yine,

onların yurtlarında kalmasına müsâade etmez)siniz.

Halbuki, onların çıkarılması, size haram kılınmıştı.

Yoksa, siz, Kitabın (fidyeye aid) bir kısmına inanıyorsunuz da, (adam öldürmeyi sürgün etmeyi, kötülükle yardımlaşmayı men eden) bir kısmını, inkâr mı ediyorsu­nuz?!

Şu halde, içinizden böyle yapan(lar)ın cezası, dünya hayatında bir rüsvaylıktan, (esir ve makhur yaşamaktan) başka (bir şey) değildir.

Kıyamet gününde de, onlar, azabın en çetinine itileceklerdir.

ALLAH, ne yaparsanız, (hiç birinden) gafil değildir.

Onlar, Âhirete bedel, dünya hayatını satın almış kimselerdir.

Bundan dolayı, kendilerinden azab kaldırılıp hafifletilmeyecek, onlara, yardım da edilmeyecektir.
Logged

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login
"ELvEdA"
Forum Dostu
***
Üye Grubu : *HiÇ*
Nerden : İstanbuL
Kayıt Tarihi : 11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı : 10986
Konu Sayısı : 1770
Üye No : 5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj : "Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline Offline

« Yanıtla #56 : 02 Temmuz 2008, 14:46:27 »

And olsun ki: Musa´ya o Kitabı verdik.

Ondan (Musa´dan) sonra da birbiri ardınca, (aynı Şeriatla memur) Peygamberler gönderdik.

Meryem oğlu İsa´ya da, beyyineler (gayet açık burhanlar, mucizeler) verdik ve onu, Rûhülkudüsle de, destekledik.

Demek size ne vakit bir Peygamber, gönüllerinizin hoşlanmadığı bir şey getirirse, kibirlenmek isteyeceksiniz de, kiminiz, yalanlayacak, kiminiz de, öldüreceksiniz öyle m/?[567]

And olsun ki: sen, onları(lsrail oğllarını), insanlardan (hattâ) müşrik olanlardan zi­yâde hayata düşkün bulacaksın!

Onlardan, her biri arzu eder ki, (kendisine) bin yıl ömür verilsin. Halbuki, onun çok yaşatılması, kendisini, azabdan uzaklaştırıcı değildir. ALLAH, onları, ne işlerse, hakkıyla görücüdür[568]
Logged

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login
"ELvEdA"
Forum Dostu
***
Üye Grubu : *HiÇ*
Nerden : İstanbuL
Kayıt Tarihi : 11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı : 10986
Konu Sayısı : 1770
Üye No : 5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj : "Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline Offline

« Yanıtla #57 : 02 Temmuz 2008, 14:47:05 »

Mûsâ Aleyhisselâm´ın Yüce Allâh´dan Bazı Soruları Ve Dilekleri:



Mûsâ Aleyhisselâm, bir gün;

"Ey Rab! Kullarının, Sana, sevgilisi, hangisidir?" diye sordu.

Yüce ALLAH:

"Onların, beni, en çok zikredenidir!" buyurdu. [569]

Mûsâ Aleyhisselâm:

"Yâ Rab! Kullarının en zengini, hangisidir?" diye sordu.

Yüce ALLAH:

"Kendisine verdiğim şeye, en razı olanıdır!" buyurdu.

Mûsâ Aleyhisselâm:

"Ey Rab! Kullarının en iyi hüküm vereni, hangisidir?" diye sordu. Yüce ALLAH:

"insanlar hakkında, kendisi için hüküm verdiği gibi, hüküm verendir" buyurdu. [570] Mûsâ Aleyhisselâm:

"Yâ Rab! Kullarının, Sana karşı en haşyetlisi hangisidir?" diye sordu. Yüce ALLAH:

"Onların, beni, en iyi bilenidir!" buyurdu. [571]

"ilâhî! Ben, Sana nasıl şükredeyim ki: Bana, ihsan buyurduğun nimetlerinden en küçük bir nimete bile bütün amellerim denk gelmez!" dedi. Yüce ALLAH:

"Ey Mûsâ! işte, sen, şimdi, bana şükrettin!" buyurdu. [572] Mûsâ Aleyhisselâm

"Ey Rabb´im! İyiliği, emir, kötülükten nehy ve ALLAH´a imân eden hayırlı bir Ü´m-met´in, insanlar için, ortaya çıkarılacağını, Tevratta yazılı buldum.

Onları, benim ümmetim yap! dedi. Yüce ALLAH:

"Onlar, Ahmed (Aleyhisselâm)ın Ümmeti´dir." buyurdu.

"Ey Rabb´im! Sonradan geldikleri halde, kendilerinden önceki Ümmetleri, Kıyamet gününde geçen bir Ümmeti, Tevratta yazılı buldum. Onları, benim ümmetim yap!" dedi. Yüce ALLAH:

"Onlar, Ahmed´in (Muhammed´in) Ümmetidir!" buyurdu. Mûsâ Aleyhisselâm:

"Ey Rabb´im! Kendilerinden öncekiler, Kitaplarını ezberlemeyip yüzünden okurlar­ken, indileri (İlim ve hikmetin aslı olan kitapları) kalblerinde (ezberlerinde) bulunan bir Ümmet´i, Tevratta yazılı buldum.

Onları, benim Ümmetim yap!" dedi.

Yüce ALLAH:

"Onlar, Ahmed´in Ümmetidir!" buyurdu.

Mûsâ Aleyhisselâm:

"Ey Rabb´im? Önceki ve sonraki Kitaba inanan ve dalâlet başları ile savaşan ve hattâ yalancı kör (Deccal) ile de, savaşan bir Ümmeti, Tevratta yazılı buldum. Onları, benim Ümmetim yap!" dedi. Yüce ALLAH:

"Onlar, Ahmed´in (Muhammed´in) Ümmetidir!" buyurdu. Mûsâ Aleyhisselâm:

"Ey Rabb´im! Kendilerinden öncekilerin kabul olunan sadaka ve kurbanları, Yüce ALLAH´ın gönderdiği bir ateşle yakıla gelir, kabul olunmadığı zaman yakılmazken, kur­ban ve sadakalarını, kendileri yiyen bir Ümmeti, Tevratta yazılı buldum.

Onları, benim Ümmetim yap!" dedi.
Logged

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login
"ELvEdA"
Forum Dostu
***
Üye Grubu : *HiÇ*
Nerden : İstanbuL
Kayıt Tarihi : 11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı : 10986
Konu Sayısı : 1770
Üye No : 5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj : "Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline Offline

« Yanıtla #58 : 02 Temmuz 2008, 14:47:40 »

Yüce ALLAH:

"Onlar, Ahmed´in Ümmetidir!" buyurdu.

Mûsâ Aleyhisselâm:

"Ey Rabb´im! Ben, Tevratta yazılı bir Ümmet buldum ki: Onlardan birisi, bir kötü­lük yapmağa niyetlerinse, kendisine, bundan dolayı günah yazılmaz. O kötülüğü iş­lerse, bir günah yazılır.

Onlardan birisi, bir iyilik yapmağa niyetlenir de, onu, yapmazsa, kendisine, bir Ha-sene (sevap) yazılır.

Eğer, o iyiliği yaparsa, kendisine, on sevap yazılır ve bu sevap yediyüz misline kadar katlanır.

Onları, benim Ümmetim yap!" dedi. Yüce ALLAH:

"Onlar, Ahmed´in Ümmetidir!" buyurdu. Mûsâ Aleyhisselâm:

"Ey Rabb´im! Ben, Tevratta yazılı bir Ümmet buldum ki: onlar, dilekte bulunurlar, kendilerinin dilekleri kabul olunur.

Onları, benim Ümmetim yap!" dedi.

Yüce ALLAH:

"Onlar, Ahmed´in Ümmetidir?!" buyurdu. [573]



Kur´ân-ı Kerim Ve Diğer Kitaplara Göre Muhammed Aleyhisselâm Ve Eshâbının Sıfatları Ve Yahudilerin İnkârlarının Sebebi:



"Muhammed, ALLAH´ın Resulüdür.

Onunla birlikte olanlar, kâfirlere karşı çok çetin, kendi aralarında ise, çok merha­metlidirler.

Onların, rükû ve secde ederek Allâh´dan, lütuf ve rızasını istediklerini görürsün.

Yüzlerinde, secdelerin eserinden dolayı nûrânflik vardır.

Bu, onların, Tevrattaki vasıflarıdır.

İncil´deki vasıfları da: bir ekin gibidir ki, filizini, çıkarmış. Derken, onu, kuvvetlendir­miş, kalınlaşmış, sapları üzerine bir düzeye dizilmiştir. Öyle ki, ekincilerin hoşuna gi­der.

Bu (teşbih), onlarla, kâfirleri öfkelendirmek içindir.

ALLAH, onlardan, iman edip iyi amel işleyenlere bir mağfiret ve büyük bir ecir va´d buyurmuştur[574]

"Onlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil´de yazılı bulacakları o Ümmî Nebi olan Resule tâbi´ olanlardır.

O, kendilerine, iyiliği emir, onları, kötülükten nehy ediyor, onlara, (nefislerine ha­ram kıldıkları) temiz şeyleri helal, (helâl kıldıkları) murdar şeyleri de, üzerlerine ha­ram kılıyor, onlardan, ağır yüklerini, sıtlarında olan zincirleri indiriyordun

İşte, ona, iman edenler, ona tazimde bulunanlar, ona yardım edenler ve onunla birlikte indirilen Nûr´a tâbi´ olanlardır ki, onlar, selâmete erenlerin ta kendisidirler. [575]

"Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu, öz oğulları gibi tanırlar.

Böyle iken, içlerinden bir kısmı, gerçeği, bile bile gizlerler. [576]

Ata b. Yesar´dan rivayet edildiğine göre: Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselâ-mın Tevrattaki sıfatlarından sorulunca, Eshab-ı kiramdan Abdullah b. Amr b. Âs de­miştir ki:
Logged

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login
"ELvEdA"
Forum Dostu
***
Üye Grubu : *HiÇ*
Nerden : İstanbuL
Kayıt Tarihi : 11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı : 10986
Konu Sayısı : 1770
Üye No : 5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj : "Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline Offline

« Yanıtla #59 : 02 Temmuz 2008, 14:48:24 »

"Evet! VALLAHi, Kur´andaki:

Ey Peygamber! Şüphe yok ki Biz, seni, Şâhid, Müjdeci, Uyarıcı, olarak gönder-dik."[577] ayetindeki bazı vasıtalar ile Tevrat´ta da tavsif uyurmuştur.

Şöyle ki: "Ey peygamber! Biz, seni, Şahit, Müjdeci, Uyarıcı, Ümmiler için Koruyu­cu olmak üzere gönderdik.

Sen, benim Kulum´sun, Peygamberimsin.

Ben, sana, Mütevekkil ismini verdim.

O, ne kötü huyludur, ne katı kalblidir, ne de, çarşılarda, pazarlarda, bağırır, çağırır.

O, kötülüğü, kötülükle de, karşılamaz, fakat, af eder ve bağışlar.

Doğru yoldan sapan milleti, Lâ ilahe illALLAH = Allâh´dan başka ilâh yoktur! diyerek doğrultmadıkca, kör gözleri, sağır kulakları, kapalı gönülleri açmadıkça, ALLAH onun ruhunu almayacaktır." [578]

Ata b. Yesar; Yahûdî Bilginlerinden iken, Müslüman olan Abdullah b. Selâm´ın da, bunu, aynen tekrarladığını ve yine, Yahûdî Bilginlerinden iken Müslüman olan Kâ´b´ul´ahbar´ın da, Abdullah b. Selâm´ın söylediklerinin aynını söylerken işittiğini, Ebû Vâkıdülleysî´nin, kendisine haber verdiğini, aynı zamanda:

"Onun, doğum yeri Mekke, hicret yurdu Taybe (Medine) olacak, kendisi, Şam ül­kesine hükmedecektir.

Onun Ümmeti de, bollukta, ve darlıkta, her yerde ALLAH´a hamd ederler, her yük­sek yerde Tekbir getirirler.

Güneşin seyrini izleyip vakitleri gelince, nerede olursa olsun, namazlarını kılarlar. Bellerine fota bağlarlar. Kollarını, yıkarlar (Abdest alırlar)

Ezanlarının sesleri, geceleyin, gök boşluğunda arı uğultusu gibi uğuldar" dediğini açıklamıştır.

Abdullah b. Abbas da, Kâ´b´a:

"Tevrat´ta, Resûlullâh Aleyhisselâmın na´t´ini, nasıl buldun?" diye sorduğu zaman, Kâ´b:

"Tevrat´ta, onun na´ti:

Muhammed b. Abdullah, Mekke´de doğacak, Tâbe´ye (Medine´ye) hicret edecek, Şam´a hâkim olacaktır.

Kendisi, ne kötü söz söyler, ne de, çarşılarda, bağırır, çağırır.

Kötülüğü, kötülükle karşılamaz, fakat, af eder, bağışlar.

Onun Ümmeti de, bollukta, darlıkta, her yerde, ALLAH´a hamd ederler, Tekbir geti­rirler, kollarını, yıkar (Abdest alır)lar.

Bellerine, fota bağlarlar.

Savaşta saf oldukları gibi, namazlarında saf olurlar.

Mescidlerinde, arı uğultusu gibi uğuldarlar.

Ezanların sesleri, gök boşluğunda duyulur." diye yazılı bulduk... demiştik´[579]

Geleceği müjdelenen üç Peygamberden birincisi Yahya Aleyhisselâmın, ikincisi, Mesîh diye anılan isâ Aleyhisselâmın gelmesiyle gerçekleşmiş bulunuyor[580] Müjde-lenenlerden üçüncüsü olan ve kendisinden, sâdece (O peygamber) diye bahsolu-nan[581] son Peygamberin gelmesi ise, isâ Aleyhisselâmdan sonra beklenip duru­yordu.

Nitekim, putperest Medineli Evs ve Hazrec kabilelerinin, ne zaman, Medineli Yahudilerle araları açılsa, Yahudiler, onlara:

"Bir Peygamber, hemen gönderilmek, gelmek üzeredir.

Onun geleceği zamanın gölgesi düştü.

O Peygamber gelince, biz, ona tâbi olacak, irem ve Âd kavimleri gibi sizi öldürüp kökünüzü kazıyacağız!" demekte[582] Râhib Bahîrânın da, dediği gibi, Yahûdîler, gelmesini bekledikleri son Peygamberin, israil oğullarından olmasını arzu etmekte idiler.

Muhammed Aleyhisselâm, ise, İsmail Aleyhisselâmın soyundan gelen Araplardan olduğu için, Medineli Yahûdîler, ona, kıskançlıklarından dolayı iman etmemekte ve karşı koymakta direndiler. [583]

Hz. Safiyye´nin bildirdiğine göre:

Muhammed Aleyhisselâmın Medine´ye hicreti sırasında, Kubâ köyüne geldiği işitilinçe, Hz. Safiyye´nin Benî Nadîr Yahudîlerinden olan babası Huyey b. Ahtab ile Am­cası Ebû Yâsir b. Ahtab, hemen Kubâ köyüne gitmişler, güneş batarken de, çok bit­kin ve üzgün bir halde eve dönmüşlerdi.

Ebû Yâsir, Huyey b. Ahtab´a:

"Bu, geleceği beklenilen O Peygamber midir?" diye sorduğu zaman, Huyey b. Ah­tab:

"Evet! VALLAHi, O´dur!" demiş:

Ebû Yâsir:

"Bunun, O, olduğunu, iyice anladın, tesbit ettin mi?" diye sormuş:

"Huyey b. Ahtab:

"Evet!" demiş.

Ebû Yâsir: "O halde, Ona karşı, kalbinde ne var?" diye sormuş.

Huyey b. Ahtab;

VALLAHi, sağ oldukça, Ona karşı dâima düşmanlık besleyip duracağım! demiş ve dediğini de, yapmıştır. [584]

Kur´ân-ı Kerim´de bu hususta şöyle buyrulur:

"Vaktâ ki, onlara, ALLAH katından, yanlarındakini tasdik edici ve doğrultucu bir Ki-tab geldi ki, daha önce, kâfirlere karşı, Allâh´dan böyle bir fetih ve yardım istiyorlardı.

Fakat, o tanıdıkları, kendilerine gelince, onu, inkâr ettiler.

Artık, ALLAH´ın laneti, o kâfirlerin üzerinedir., [585]

Ahdi-i Kadîm´de ise, bu hususta şöyle denir:

"Onlar için, kadeşleri arasından[586] senin gibi bir Peygamber çıkaracağım ve sözle­rimi onun ağzına koyacağım ve onlara emredeceğim her şeyi onlara söyleyecek! [587]

"Ben de, kavimden olmayanlarla, onları, kıskandıracağım!

Akılsızf[588] bir milletle onları öfkelendireceğim!"[589]
Logged

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login

Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register or Login
Etiket:
Sayfa: 1 2 3 [4] 5   Yukarı git
Yazdır
GoogleTagged

 
Gitmek istediğiniz yer:  


Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Harun Reşit İle İhtiyar
İbretlik Hikayeler
hasan_talha 2 465 Son Mesaj 31 Ocak 2009, 20:19:01
Gönderen: hasan_talha
Harun Yahya Belgeselleri
Genel Videolar
Mu@z Bin Cebel 3 867 Son Mesaj 05 Şubat 2009, 16:55:20
Gönderen: Mu@z Bin Cebel
Seyyid hârun velî
İslâm büyükleri/Alimleri
mis@fir 0 149 Son Mesaj 16 Şubat 2009, 02:09:25
Gönderen: mis@fir
Harun Reşit İle İhtiyar
Dini Hikâyeler...
Şeyma 1 389 Son Mesaj 22 Şubat 2009, 10:35:12
Gönderen: samimi
KURAN’DAN KISSALAR : HZ. MUSA (A.S), HZ.HARUN (A.S) VE FİRAVUN
Kur'an Genel Bilgiler
Mücahittt 0 426 Son Mesaj 18 Mart 2009, 15:23:57
Gönderen: Mücahittt
TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc