English
Elite
Turkish
Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Fussilet.com: "Sevgiye uzanan el"
|
Forum
|
TARİH
|
İslâm tarihi
|
Peygamberler tarihi
|
Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)
Sayfa:
1
2
[
3
]
4
5
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Yazdır
Gönderen
Konu: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s) (Okunma Sayısı 7009 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MiM
"ELvEdA"
Forum Dostu
Üye Grubu :
*HiÇ*
Nerden :
İstanbuL
Kayıt Tarihi :
11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı :
10986
Konu Sayısı :
1770
Üye No :
5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj :
"Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline
Ynt: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)
«
Yanıtla #30 :
02 Temmuz 2008, 14:27:21 »
İsrail Oğullarında Telaş, Heyecan Ve Korku:
Firavun; böylece, orduları ile birlikte Mûsâ Aleyhisselâmla İsrail oğullarının ard-larına düşmüş, deniz de, onları, nasıl kapladıysa, öylece, kaplayıvermişti. [361]
Musa´nın Eshâbı:
"Muhakkak, erişilip yakalandık!" dediler.
(Mûsâ):
"Hayır! Hiç kuşkusuz, Rabb´im, benimle beraberdir.
O, beni, (selâmet) yol(un)a iletecektir! "[362]
Umulur ki, Rabb´iniz, düşmanınızı, helak edecek, sizi, bu yerde hükümdar yapacak ta, sizin nasıl hareket edeceğinize bakacaktır." dedi. [363]
İsrail oğullarından bazıları da:
"Ey Mûsâ! Bize va´d ettiğin yardım ve zafer, nerede kaldı?! [364]
(Ey Mûsâ!) Sen, bize (Peygamber olarak) gelmezden önce de, bize geldiğinden sonra da, biz, işkenceye uğratıldık...´[365]
Onlar, oğullarımızı, boğazlıyorlar, kızlarımızı sağ bırakıyorlardı,
Bugün ise, Firavun, bizi yakalayacak, yakalandığımızda da, bizi, öldürecektir!
Önümüzde deniz, arkamızda da, Firavun var! [366]
Denize girersek, boğuluruz!" dediler. [367]
Denizin suyu, son derece çoğalmış, rüzgâr, denizin dalgalarını, dağlar gibi kaldırıp kaldırıp geri bırakıyordu! [368]
Mûsâ Aleyhisselâm, İsrail oğullarının arkasından, önüne geçti.
Kendisinin yanında kardeşi Hârûn ve Yûşa´ b.Nûn Aleyhisselâmlar olduğu halde, dalgaları, birbirine çarpıp köpüren denize bakıyordu. [369]
İsrail oğulları, Mûsâ Aleyhisselâma:
"Bize va´d ettiğin şey nerede?!
Şu deniz, önümüzü, kesti! Firavun ve orduları da, arkamızı kıstı!" dediler. [370]
Ne firara imkân var, ne karara derman var!?" dediler.[371]
Firavun ve orduları; İsrail oğullarına, olanca kinleri ve kızgınlıklarile gelip kavuşmuş bulunuyorlardı.
İş, büyümüş, çetinleşmiş, gözler, yerinden kaymış, yürekler, boğazlara gelmişti. [372]
Logged
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
MiM
"ELvEdA"
Forum Dostu
Üye Grubu :
*HiÇ*
Nerden :
İstanbuL
Kayıt Tarihi :
11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı :
10986
Konu Sayısı :
1770
Üye No :
5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj :
"Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline
Ynt: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)
«
Yanıtla #31 :
02 Temmuz 2008, 14:28:07 »
Yûşa´ b.Nûn Aleyhisselâm:
"Ey Kelîmullâh! [373] arkamızdan, Firavunla, önümüzden de, denizle kaplandık!" dedi. [374]
Firavun Hanedanından bir Mü´min de; Mûsâ Aleyhisselâma: "Önünü, şu daniz, Firavun Hanedanı da, arkanı, bürüdü. Nereden geçmekle emrolundun?" diye sordu. Mûsâ Aleyhisselâm:
"Denizden geçmekle emrolundum!"[375] deyince, bu ve başkaları, denizden geçmek üzere, hayvanlarını, denize dalmağa zorladılarsa da, hayvanların ön ayakları, suya, batmağa başlayınca, gerilediler.
Hiç biri, denize girmeğe güç yetiremedi. [376]
Hârûn Aleyhisselâm, ilerleyip denize, Asası ile vurdu.
Deniz, vurulmak istemedi ve:
"Kimdir bu, bana vuran Cebbar?!" diyerek homurdandı. [377]
Yüce ALLAH, denize Vahy edip:
"Sana, kulum Mûsâ, Asası ile vurduğu zaman; Mûsâ ve yanındakiler, geçecek şekilde oh iki bölüme ayrıl!
Ondan sonra, Firavun ve tarafdarlarının üzerine kapan, birleş!" buyurdu. [378]
Mûsâ Aleyhisselâma da:
"Asanı, denize vur!" diye Vahy etti. [379]
İsrail Oğullarının Denizde Açılan Yollardan Geçip Kurtuluşu Ve Firavunla Ordularının Denizde Boğuluşu: Başa Dön
Mûsâ Aleyhisselâm, denize:
"Ey Ebâ Hâlid! [380] ALLAH´ın izniyle yarıl!" diyerek[381] Asasını, vurunca, deniz, derhal yarıldı.
Denizin her parçası, kocaman dağ gibi oldu. [382]
Denizde, İsrail oğullarının on iki kabilesi için, on iki yol açılmıştı. [383]
Yüce ALLAH, bir de, rüzgâr gönderip yaş yolu, kuruttu. (Yürümeye elverişli hale getirdi) [384]
Her kabile, bir yola girip ilerlemeğe başladı.
Yollar, birbirinden duvarlarla ayrılmış gibi olduğu ve bu yollarda gidenler, birbirlerini göremedikleri için, her kabile, yalnız kendisini kurtulmuş sanıyor, diğerleri hakkında:
"Her halde, eshabımız, öldürülmüştür!" diyorlardı. [385]
Mûsâ Aleyhisselâma:
"Eshabımız, nerededir? Onları, göremiyoruz!" dediler.
Mûsâ Aleyhisselâm:
"Siz, yürüyünüz! Onlarda, sizin yolunuzun benzeri bir yol üzerindedirler!" dedi.
İsrail oğulları:
"Onları, görmedikçe, bunu, kabul edemeyeceğiz!" dediler. [386]
Bunun üzerine, Mûsâ Aleyhisselâm, Yüce ALLAH´a dua etti.
Yüce ALLAH da, o yolları, her birileri için, ön önündekinden, en sonuncusuna kadar, hepsini, bakıp birbirlerini görebilecekleri şekilde kemerler haline getirdi. [387]
Mûsâ Aleyhisselâmla yanında bulunanlar, böylece, toptan kurtulduktan sonra, Yüce ALLAH; Firavunla ordularını, denize yanaştırdı. [388]
Firavun ve arkadaşları, yaklaşıp ta, denizin yarıldığını, gördükleri zaman; Firavun:
"Denizin, benden, benim heybetimden korktuğunu, düşmanlarıma yetişip onları, öldüreyim diye benim için nasıl açıldığını, görmüyormusunuz?!" dedi. [389]
Firavun; Mûsâ Aleyhisselâmla İsrail oğullarını yakalamak üzere, deniz yollarına girmek istediği zaman, Firavunun Vezir´i Hâman:
"Ben, bu yere defalarca uğramışımdır. Bu günüme kadar, burada, böyle bir yol görmüşlüğüm yoktur.
Ben, korkuyorum: bizim helakimiz, eshabımızın helakleri için, bu yolun şu adam tarafından kurulmuş bir tuzak olmadığından emîn değilim!" dedi ise de, Firavun, onun sözünü dinlemedi. [390]
Firavunun atı, deniz içindeki yola girmekten çekindi.
O sırada, Cebrail Aleyhisselâm, bir kısrak üzerinde gelip Firavunun atının önünde durdu.
Erkek at, onu, kokladıktan sonra, Cebrail Aleyhisselâm, kısrağını, denizdeki yola sürdü.
Firavunun atı da, hemen onun ardına düştü.
Logged
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
MiM
"ELvEdA"
Forum Dostu
Üye Grubu :
*HiÇ*
Nerden :
İstanbuL
Kayıt Tarihi :
11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı :
10986
Konu Sayısı :
1770
Üye No :
5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj :
"Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline
Ynt: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)
«
Yanıtla #32 :
02 Temmuz 2008, 14:28:36 »
Firavunun orduları, Firavunun, denizde açılan yola girdiğini görünce, onlar da, Firavunla birlikte deniz yollarına girdiler.
Cebrail Aleyhisselâm, önde, Firavun ve orduları da, ona tâbi olarak gittiler. Mikâil Aleyhisselâm ise, arkada, at üzerinde durup gerideki kavmi!, "Sahibinize, kavuşunuz!" diyerek teşvik ediyor, gayrete getiriyordu.
Cebrail Aleyhisselâmın, denizden ayrılacağı zaman, önünde, denizden dışarıya çıkmayan ve Mikâil Aleyhisselâmın arkasında da, denizin içine girmeyen hiç kimse kalmamıştı ki, denizin kocaman dağlar gibi havaya kalkmış bulunan su yığınları, Firavunla, ordularının üzerine kapanmağa başlayınca, Firavun[391]:
"İnandım: gerçekten, İsrail oğullarının iman ettiğinden başka İlâh yok!
Ben de, Ona teslim olanlardan, Müslümanlardan´ım!"[392] demek zorunda kalmışsa da,
"Şimdi mi?! (Başın dara gelince mi, iman ediyorsun?)
Halbuki, sen, bundan önce (ömür boyunca) isyan etmiş, dâima fesadcılardan olmuştun!
Biz de, bu gün, seni (cansız) bir beden olarak (karada yüksek bir yere atacağız) bırakacağız ki, arkandan geleceklere bir ibret olasın!
Bununla beraber, insanlardan birçoğu, âyetlerimizden cidden gafildirler." buy-rulmuş[393], ye´s imanına hiç itibar edilmemiştir. [394]
Çünkü, Yüce ALLAH´ın, kulları hakkındaki Sünneti, böyle cereyan edegelmiştir:
(Onlar) gazabımızı gördüklerinde: ALLAH´ın birliğine inandık, Ona, şerik koştuğumuz şeyleri inkâr ettik! dediler.
Amma, gazabımızı gördükleri vakitki imanları, kendilerine fayda verecek değildi.
ALLAH´ın, kulları hakkında olagelen kanunu, budur.
İşte, kâfirler, bu noktada hüsrana düştüler. [395]
Yüce ALLAH; Firavun´un da, hem dünyada, hem âhiretteki durumunu da. şöyle açıklamıştır:
"Kendisi de, askerleri de, o yerde (Mısırda), haksız yere büyüklük tasladılar ve hakîkatan, bize döndürülmeyecek/erini sandılar.
Bunun üzerine, biz de, hem onları (Firavun ve ileri gelenlerini), hem askerlerini yakalayıverdik te, denizin içine attık.
Bak! zalimlerin akıbeti nice oldu?
Biz, onları (dünyada, insanları) ateşe davet eden rehberler yaptık.
Kıyamet gününde ise (azaplarının defi hususunda) asla yardıma kavuşturulma-yacaklardır.
Bununla beraber, bu dünyada, biz onların arkalarına lanet de, taktık.
Hele Kıyamet gününde onlar (suratları çirkin/eştirilen) çok menfur (adamlardandır. "[396]
"Hem o (Firavun), Kıyamet günü de, kavminin önüne düşer.
Artık, o, onları, ateşe götürmüştür.
Onların vardıkları o yer, ne kötü bir yerdir! [397]
Cebrail Aleyhisselâm: "Yaratıklar içinde, iki kişiden, birisi, Âdem´e secde etmekten kaçındığı zaman, Cinlerden, İblis´den;
İkincisi de: Ben, sizin, en yüksek Rabbinizim! dediği zaman, Firavundan nefret ettiğim kadar hiç bir kimseden nefret etmemişimdir!" demiştir.[398]
Sahih bir Hadîs-i şerifde de, Cebrail Aleyhisselâmın:
"Yâ Muhammed! Rahmetin, Firavun´a erişmesinden korkarak, denizin, kara balçığından alıp onun ağzını tıkarken, beni, bir göreydin!" dediği bildirilmiştir.[399]
Firavunun Cansız Cesedinin İsrail Oğullarına Gösterilişi:
Denizin; Firavun ve ordularının üzerina kapanırken, dalgaların birbirlerine çarparak çıkarıldıkları dehşetli sesi, İsrail oğulları, işittikleri zaman:
"Nedir bu çığlık?" diye sordular. Mûsâ Aleyhisselâm da:
"Yüce AHâh, Firavunu ve onun bütün yanında bulunanları suda boğup helak etti!" dedi.
Logged
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
MiM
"ELvEdA"
Forum Dostu
Üye Grubu :
*HiÇ*
Nerden :
İstanbuL
Kayıt Tarihi :
11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı :
10986
Konu Sayısı :
1770
Üye No :
5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj :
"Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline
Ynt: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)
«
Yanıtla #33 :
02 Temmuz 2008, 14:29:12 »
İsrail oğulları:
"Sen, onun, insanların muhtaç olduğu hiç bir şeye muhtaç olmadığını görmedin mi?!" dediler. [400]
Onlar[401], onlardan bazıları, Firavunun, ölüp ölmediğine şüphede idiler. [402]
"Firavun, ölmemiştir!" [403]
"O, hiç bir zaman, ölmez!" [404]
"O, suda boğulmamıştır!" [405]
"O, şu anda, bizi, yakalayacak ve öldürecektir!" diyorlardı.
Mûsâ Aleyhisselâm, dua edince[406], Yüce ALLAH, denize, emretti.
Deniz, onu, zırh gömleği üzerinde bulunduğu halde, [407] su üzerine kaldırdı!
İsrail oğulları, onu, üzerindeki zırh gömleğinden tanıdılar. [408]
Denizin, sahile attığı Firavunun cesedi, kızıl bir öküzü andırmakta idi.
İsrail oğulları, onu, seyrettiler. [409]
Nihayet, onun öldüğüne kanâat getirdiler, [410] ve:
"Evet! Yâ Mûsâ! Bu, Firavundur! Gerçekten, denizde boğulmuştur!" dediler.
İsrail oğullarının kalblerinden şüphe gidince, deniz, Firavunu, önceden olduğu gibi, yuttu. [411]
Mûsâ Aleyhisselâmın İsrail Oğullarını Selâmetle Geçirdiği Ve Firavunla Ordularının İçinde Boğuldukları Deniz:
Mûsâ Aleyhisselâmın, İsrail Oğullarını, selâmetle içinden geçirip karaya çıkardığı, Firavunla ordularının içinde boğuldukları deniz; Kulzum denizi olup[412] 3. iklimde, 56 derece 30 dakika boylamda; 28 derece 20 dakika enlemde bulunan ve Kızıl Deniz´in Suvays (Süveyş) Körfezi´ni oluşturan kesimi idi.
Deniz sahilindeki Kulzum şehri ile Mısır´ın arası, 3 günlüktür. [413]
Kulzum: Mısırla Mekke arasında, Tur dağına yakın, eski ve harap bir beldenin ismi olup yerine, Suvays (Süveyş) şehri kurulmuştur.
Suvays (Süveyş) denizi de, denilen Kulzum denizine de, giren ve binenlerin çoğunu yuttuğu için, Kulzum ismi verilmiştir. [414]
İngiliz Araştırma Ekiplerince Kızıldeniz Sahilinde Toprak Altından Çıkarılıp Londra British Müzesi´nde Teşhir Edilen ve Denizde Boğulan Firavun´a Âid Olması Kuvvetle Muhtemel Bulunan Mumyasız, Hiç Bozulmamış Cesed Hakkında Zafer Dergisi´nin Mayıs 1983 Tarihli 77. Sayısında Yayınlanan Teşhis Yazısı:[415]
Logged
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
MiM
"ELvEdA"
Forum Dostu
Üye Grubu :
*HiÇ*
Nerden :
İstanbuL
Kayıt Tarihi :
11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı :
10986
Konu Sayısı :
1770
Üye No :
5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj :
"Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline
Ynt: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)
«
Yanıtla #34 :
02 Temmuz 2008, 14:30:05 »
3000 Yıllık Mucize
Dr.Müh. Celâl EDİZ
Londra´daki ünlü British Müzesi´ni gezenlerin hayret ve dikkatle izledikleri bir bölüm vardır. Mumyalar bölümü.
Bu bölümdeki en dikkat çeciki cesed ise, cam bir fanus içinde bulunan ve secde vaziyetinde duran bir insana aittir. Bu cesedin bütün organları tamdır. Hatta başındaki sararmış saçları ile sakalları dahi rahatlıkla görülebilmektedir.
Cesedin en hayret verici özelliği ise mumyalanmamış oluşudur. Bilindiği gibi mumyalanmış cesedlerin iç organlarından bazıları çıkarılmış ve diğer kısımları ilaçlanmış durumdadır. Oysa ki bu cesede el sürülmemiş ve hiç bir kimyevî muamele yapılmamıştır.
Acaba cesedlerin birkaç haftada tamamen bozulduğu bilinen bir gerçek iken, bu cesed nasıl olmuş da 30 asır boyunca çürümemiştir, dağılmamıştır?
Ve mumyaların dahi zamanla bozulduğu bilinen dünyada bir eşi daha bulunmayan bu cesedin bozulmamasındaki sır nedir?
Bu sırrın çözümünü mukaddes kitabımız Kur´an´a bırakıyor ve 1400 sene öncesinden bildirilen ve günümüzde açıklığa kavuşan bu hadiseyi, ayetlere dayanarak açıklıyoruz.
Hadisenin anlatıldığı ayet-i kerimelerin numaralarını tek tek verecek ve bunların meallerini kelimesi kelimesine aktaracağız. Böylelikle mukaddes kitabımızın büyük bir mucize olduğu bir kere daha gösterilmiş olacaktır.
Ele alacağımız ayetler, Hz. Musa´nın (A.S.) firavun ile olan mücadelesini, ibretli bir şekilde gözler önüne sermektedir.
Hz. Musa (A.S.) M.Ö. 1200 yıllarında yaşamış ve hayır ile şer arasındaki mücadele, onun zamanında da devam etmiştir.
Bilindiği gibi firavun, onun can düşmanıdır. Bir rüyasında, doğacak bir erkek çocuğun kendisini öldürüp saltanatına son vereceğini gören firavun, yeni doğan bütün erkek çocukların öldürülmesini emretmiş, fakat ALLAH, Hz. Musa´yı (A.S.) muhafaza ederek, ileri yaşlarda peygamberlikle şereflendirmiştir.
Firavunun Hz. Musa (A.S.) ile onun mücadelesi onun peygamber olmasından sonra daha da hız kazanır. Firavun, Hz. Musa (A.S.) ile ona iman eden Beni İsrail kabilelerine pek çok eza ve cefaya başlamıştı. Bunun üzerine Hz. Musa (A.S.) ve ona tâbi olanların Mısır´dan çıkıp gitmelerine taraf-ı ilâhiden müsaade verildi. Bundan haberdar olan Firavun, pek kuvvetli bir ordu ile bunları takibe başladı.[416]
Hz. Musa (A.S.) bu takipten kurtulmak için Cenab-ı Hakkın şevkiyle Kızıl-deniz kenarına kadar gelmişti. Önlerinde düşman gibi deniz, arkalarında da deniz gibi düşman vardı. İşte bu dehşetli vaziyette iken ALLAH´ın emriyle Hz. Musa (A.S.) asasını denize vurdu. O anda bir mucize olarak deniz yarıldı ve açılan yoldan geçerek selamet sahiline ulaştılar. [417]
Firavun ve askerleri İsrailoğullarını takip ederken, denizin ayrılmış olan sularını dehşetle görmüşler, fakat kin ve düşmanlıklarından dolayı bir anlık tereddütten sonra onlar da deniz içinde açılan yola girerek takibe devam etmişlerdi. Ancak denizin ayrılmış olan suları tekrar birleşmeye başlamış ve sonunda Firavunla birlikte bütün ordusu, tek bir kişi dahi kurtulamadan sulara gömülmüştür. [418]
Logged
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
MiM
"ELvEdA"
Forum Dostu
Üye Grubu :
*HiÇ*
Nerden :
İstanbuL
Kayıt Tarihi :
11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı :
10986
Konu Sayısı :
1770
Üye No :
5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj :
"Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline
Ynt: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)
«
Yanıtla #35 :
02 Temmuz 2008, 14:30:31 »
Yine aynı mealde olan Yunus suresinin 90. ayeti, aynen şöyledir:
? İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve askerleri haksızlık ve düşmanlıkla artlarına düştüler. Firavun boğulacağı anda: "İsrailoğullarının iman ettiğinden başka (ALLAH) olmadığına inandım, artık ben de müslümanlardanım" dedi.
Fakat Cenab-ı Hak firavunun imanını kabul etmemiş ve ona Cebrail (A.S.) vasıtası ile şöyle hitap buyurmuştur:
? Ona: "Şimdi mi inandın, daha önce baş kaldırmış ve bozgunculuk etmiştin." dendi.[419]
Yine aynı surenin 92. ayetinde ise şöyle buyrulmaktadır: "Felyevme mü-necciyke bi bedenike..." Suda gark olan Firavun´a der.
"Bugün senin gark olan (Boğulan) cesedine necat (Kurtuluş) vereceğim."[420]
"Ta ki, senden geridekilere bir ibret olsun. Ve şüphe yok ki, nastan (insanlardan) birçokları bizim ayetlerimizden (Delillerimizden) elbette gafillerdir."[421]
Evet, Kur´an haktır ve hakikattir. Ve hiçbir hükmü yanlış çıkmamıştır. Ayetlerde gayet bariz bir şekilde belirtilen firavun hadisesi de, bunun bir başka örneğidir. Çünkü aradan asırlar geçmiş ve dünyada bir başka eşi bulunmayan o cesed, 3000 yıllık bir mucizeyi gözler önününe sermek üzere asrımızın sahillerine (92. ayette belirtilen yere) atılmıştır.
Cesedin bulunduğu yer, son derece dikkat çekicidir ve bu mucizenin isbatı için oaşlıbaşına yeterli bir delildir. Çünkü cesed, hadisenin meydana geldiği yerde, kızıideniz´in kenarındaki Cebelein mevkiinde bulunmuş ve onu kızgın kumlar arasından çıkaran İngiliz araştırma ekibi tarafından ülkelerine götürül-
Cesedlerin yaşını tesbit etmekte uygulanan metodların, günümüzde kesin
bir SOnuÇ vermediği kabul edilmektedir.[422] Fakat Karbon 14 metodunun uygulandığı bu cesedin en az 3000 senelik olduğu, yani Hz. Musa (A.S.) devrinde yaşadığı bilinmektedir, ouıün du delillerin, mucizenin isbatı için yeterli olduğu ortadadır. Çünkü ayet
ve tefsirler, hadiseyi her bakımdan teyid eder mahiyettedir.
Mesela 1144 yılında vefat eden Zemahşerî, Yunus suresinin 92. ayetinin tefsirini aynen şu şekilde yapmakta ve kendisinden 8 asır sonra bulunacak olan bu cesedi, âdeta görür gibi tasvir etmektedir.
"... Seni, deniz kenarında bir köşeye atacağız... Cesedini tam, noksansız ve bozulmamış halde, çıplak ve elbisesiz olarak, senden asırlar sonra gele-ceKiere dır ioret olmak üzere koruyacağız. [423]
Ayet ve tefsirlerde, firavun cesedinin "tam" olacağının bildirilmesi, onun mumyalanmamış durumda olacağını da isbat etmektedir. Çünkü mumyalanmış cesedlerin iç organları eksiktir. O halde, bir benzeri daha bulunmayan bu cesed, ayet ve tefsirlere bu noktadan da uygunluk arz etmektedir.
Evet, bir cesedin 3000 yıl muhafaza edilmesi, mukaddes kitabımızın sahibi olan Rabbimizin kudretine, elbette ağır gelmeyecektir. Ancak bizler, o secde vaziyetindeki cesedden ibret almalı ve Rabbimizin kudreti karşısında secdeye varmalıyız.[424]
Yûş´a Ve Kâlib Aleyhisselâmların Mısır Şehirlerine Gönderilişi:
Yüce ALLAH; Mûsâ Aleyhisselâmla bütün İsrail oğullarını, denizden selâmetle karaya çıkardığı, Firavunla ordularını denizde boğduğu zaman, Mûsâ Aleyhisselâm,[425] , on ikişer bin kişilik iki orduyu, Yûşa´ b.Nûn Aleyhisselâmla Kâlib b.Yu-fenna Aleyhisselâmın kumandası altında Firavunun şehirlerine gönderdi.
Yüce ALLAH; o şehirlerin Ulularını, Başkanlarını, kumandanlarını ve savaş erlerini denizde boğmuş; oralarda, kadınlar, çocuklar ve ihtiyarlardan başka kimseler kalmamış, şehirler, bomboş hale gelmişti.
Yûşa´ ve Kâlib Aleyhisselâmların orduları, Firavunun beldelerine girip oralarda buldukları malları ve hazineleri iğtinam ettiler.
Ganimet mallarından taşıyabildiklerini, taşıdılar, taşlamadıklarını da, başka bir kavme sattılar. [426]
Yûşa´ b.Nûn Aleyhisselâm, Firavun halkının üzerine, onlardan birisini Vekil tâyin edip yanındaki Müslümanlarla birlikte ve pek çok ganimet almış ve ALLAH´a hamd ve şükre dalmış olarak Mûsâ Aleyhisselâm yanına döndü. [427]
Logged
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
MiM
"ELvEdA"
Forum Dostu
Üye Grubu :
*HiÇ*
Nerden :
İstanbuL
Kayıt Tarihi :
11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı :
10986
Konu Sayısı :
1770
Üye No :
5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj :
"Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline
Ynt: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)
«
Yanıtla #36 :
02 Temmuz 2008, 14:31:08 »
İsrail Oğullarının Tapmak İçin Mûsâ Aleyhisselâmdan Put İstemeleri:
Yüce ALLAH; İsrail Oğullarının -Tapmak üzre- Mûsâ Aleyhisselâmdan nasıl put istediklerini, Kur´ân-ı Kerim´de şöyle açıklar:
"İsrail oğullarını, denizden geçirdik.
Hemen, putlarının önünde tapan bir kavme rastladılar:
"Ey Mûsâ! Onların nasıl tanrıları varsa, sen de, bize, öyle bir tanrı yap!" dediler. Mûsâ:
"Siz, cidden, ne kadar cahillik eder bir kavimsiniz!
Hiç şüphe yok ki, bunların, içinde bulundukları (din), helake mahkûmdur.
(İbadet diye) yapmakta oldukları şey de, boşunadır.
İlâh olarak size, ALLAH´dan başkasını mı arayacakmışım?!
Halbuki, O, sizi, âlemlerin üstüne geçirmiştir.
Hani, sizi, Firavun Hanedanından kurtarmıştık.
Onlar ki, size, azabın kötüsünü yüklüyorlardı: Oğullarınızı, öldürüyorlar, yalnız kızlarınızı sağ bırakıyorlardı.
Bunda, size, Rabb´inizden, büyük bir imtihan vardı. "[428]
Mûsâ Aleyhisselâmın uyarısı üzerine, İsrail oğulları, put istemeyi bıraktılar. [429]
İsrail oğullarının rastladıkları kavm, inek heykeline tapmakta idi.
Kendilerine, sorulunca, ona, tapmadıklarını, zaruret halinde, onlardan yararlandıklarını ve zararlardan, onlarla korunduklarını, onlarla rızıklandırıldıklarını söylemişler, kendilerinden bazı cahiller de, onları, doğrulamışlardı.[430]
Mûsâ Aleyhisselâmın Tûr Dağına Gidişi:
Mûsâ Aleyhisselâm; Mısırda iken, Yüce Allâh´dan telakki eylediği Vahy´e dayanarak; Mısırdan çıkışlarından, düşmanlarının helaklerine kadar olanları ve geriye bırakılanları içine alan bir Kitab getirmeyi, İsrail oğullarına va´d etmişti.
Yüce ALLAH; Firavunu ve Firavunun kavmini helak edip İsrail oğullarını, onların elinden kurtardığ.ı düşmanlarından, emîn bir hale getirdiği zaman[431]; İsrail oğulları, bir Kitab ve Şeriat bulunmadığı için[432], Mûsâ Aleyhisselâma:
"Ey Mûsâ! Bize, va´d etmiş olduğun kitabı, getir!" dediler.
Mûsâ Aleyhisselâm da, bunu, Rabb´inden diledi. [433]
Bunun üzerine, Yüce ALLAH, Mûsâ Aleyhisselâma:
Tür dağına gelerek, Kendisine ibadet ve münâcaatta bulunmasını, Vahy etti.
Cebrail Aleyhisselâm, Onu, götürmek üzere, Hayat Atı denilen At üzerinde geldi.
Sâmirî, onu, görünce:
"Bu At için, muhakkak, önemli bir hal ve şan vardır!" dedi ve At´ın tırnağının bastığı yerden bir avuç toprak aldı. [434]
Sâmirî Mûsâ b.Zafer[435]; öküze tapan Bâcerma halkından olup[436] Mısıra gelmiş ve İsrail oğulları arasında, Müslüman olduğunu açıklamış[437], kendisi Ku-yumcu[438], dışı Müslüman, içi, münafık bir adamdı[439].
Mûsâ Aleyhisselâm; Tûr´a giderken, kendisinin yerine, Hârûn Aleyhisselâmı, İsrail oğullarının başına, Vekil bıraktı.
Onlara, Tûr´da otuz gece -Yüce ALLAH, bunu, kırka çıkardı- kaldıktan sonra, döneceğini va´d etti. [440]
Mûsâ Aleyhisselâm, Tûr dağına çıktı.
Yüce Rabb´i, Onunla, konuştu.
İsrail oğulları hakkında, ona, emirler verdi. [441]
Logged
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
MiM
"ELvEdA"
Forum Dostu
Üye Grubu :
*HiÇ*
Nerden :
İstanbuL
Kayıt Tarihi :
11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı :
10986
Konu Sayısı :
1770
Üye No :
5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj :
"Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline
Ynt: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)
«
Yanıtla #37 :
02 Temmuz 2008, 14:31:36 »
Sâmirî´nin İsrail Oğullarını Buzağıya Taptırışı:
Hârûn Aleyhisselâm; İsrail oğullarına:
"Ey İsrail oğulları! ganimet, size helâl değildir.
Kıbtîlerden, emaneten almış olduğunuz süs eşyaları ise, ganimettir. Onların hepsini, bir araya toplayıp kazacağınız bir çukura gömünüz!
Mûsâ gelip te, onları, size helal kılarsa, çukurdan çıkarıp alınız. Aksi olursa, sakın, onlardan, hiç bir şey yemeyiniz!" dedi. [442]
Yüce ALLAH´ın; Mûsâ Aleyhisselâm için tayin ettiği ve on gece ile de, kırka tamamladığı müddetten otuzu, geçince, Sâmirî, İsrail oğullarına:
"Firavun Hanedanından, emaneten aldığınız ve onların, felâkete uğramaları üzerine, size kalan süs eşyalarını, getiriniz!" dedi.
Getirdiler ve ona, verdiler.
Sâmirî de, onlardan, bir erkek buzağı heykeli yaptı.
Cebrail Aleyhisselâm in atının ayağının bastığı yerden almış olduğu bir avuç topraktan birazını, onun karnına koyup ortaya, böğüren bir buzağı çıkardı. [443]
İsrail oğullarına:
"İşte, sizin İlâhınız ve Mûsânın İlâhı, budur!
Fakat, Mûsâ, onu, burada unuttu da, aramağa gitti." dedi. [444]
İsrail oğullarından Hârûn Aleyhisselâmla birlikte bulunan on iki bin kişiden başka, hepsi, bir benzeri daha görülmeyen bir sevgi ile buzağıya bağlanıp[445] tapmağa başladılar. [446]
Hârûn Aleyhisselâm, onlara:
"Ey kavmim! Siz, bununla (Buzağı ile) ancak, imtihana çekildiniz.
Sizin hakîkî Rabb´iniz, Rahman´dır.
Haydi, bana tâbi olunuz,benim emrime itaat ediniz!" dedi.
Onlar ise:
Biz, Mûsâ bize dönüp gelinceye kadar, ona (buzağıya tapmakta) kaim ve dâim olmaktan katiyen ayrılmayacağız!" dediler.´[447]
Hârûn Aleyhisselâm ile İsrail oğullarından, onunla birlikte bulunan kimseler, buzağıya tapanlara karşı, ayaklandılarsa da, onlarla savaşmadılar.[448]
Sâmirî´nin ziynet eşyasından eriterek yapıp İsrail oğullarını azdıran (Böğüren Buzağı Heykeli) hakkında Eshab-ı kiramdan İbn.Abbas:
"Hayır! VALLAHi, hiç bir zaman, onun içinde ses bulunmamış, ancak, yel, arka deliğinden girer, ağzından çıkar da, bu seslenme, bundan ileri gelirdi." de-miştir. [449]
Bunun için, Yâkubîde; Buzağı heykelinin, karnına giren yel´in, onu buzağı gibi seslendirdiğini söylemiştir. [450]
Yüce ALLAH; Mûsâ Aleyhisselâma, İsrail oğullarının, kendisinin arkasından nasıl saptıklarını, buzağıya taptıklarını haber verdi. [451]
Logged
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
MiM
"ELvEdA"
Forum Dostu
Üye Grubu :
*HiÇ*
Nerden :
İstanbuL
Kayıt Tarihi :
11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı :
10986
Konu Sayısı :
1770
Üye No :
5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj :
"Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline
Ynt: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)
«
Yanıtla #38 :
02 Temmuz 2008, 14:32:07 »
Hâdisenin Yüce ALLAH Tarafından Açıklanışı:
Yüce ALLAH; Mûsâ Aleyhisselâmın, Tûr´a ne için gittiğini, orada ne kadar kaldığını, neler olduğunu, kendisinin arkasından İsrail oğullarının neler yaptıkların, Mûsâ Aleyhisselâmın, onlara ve Hârûn Aleyhisselâma nasıl kızdığını, Kur´ân-ı Kerim´-de şöyle açıklar:
"Mûsâ ile otuz gece (ibadet ve münâcatta bulunması için) sözleşmiştik ve ona, bir on gece daha kattık. Bu suretle Rabb´ının tayin buyurduğu vakit, kırk gece olarak tamamlandı.
Mûsâ, kardeşi Harun´a:
"Kavmimin içinde, benim yerime geç. (Onları) İslah et!
Fesadcıların yoluna uyma!" dedi.
Vaktâ ki, Mûsâ (ibadet için) tâyin ettiğimiz vakitte geldi.
Rabb´i, ona (İlâhî sözünü) söyledi.
(Mûsâ):
"Rabb´im! (Cemâlini) göster bana (ne olur?) Seni, göreyim!" dedi.
(Rabb´i, ona):
"Beni, katiyen göremezsin!
Fakat, şu dağa bak! Eğer, o, yerinde durabilirse, sen de, beni, görürsün!" buyurdu.
Derken, Rabb´i, o dağa[452] tecellî edince, onu, param parça ediverdi!
Mûsâ da, baygın (bir halde) yere düştü!
Ayılınca:
"Seni, tenzih ederim. Tevbe ettim Sana!
Ben, iman edenlerin ilkiyim!" dedi.
(Rabb´i, ona):
"Ey Mûsâ! Ben, seni, Risâletimle, Kelâmımla (zamanındaki) bütün insanlardan mümtaz kıldım.
Şimdi, sana, şu verdiğimi al! ve şükreden/erden ol!" buyurdu.
Biz, onun için, levhalarda her bir şeyi, Mev´izaya ve (hükümlerin) tafsiline âid her şeyi yazdık.
Haydi, bunları, kuvvetle (ciddiyet ve azim ile) tut!
Kavmine de, onun en güzel (hükümleri)ni, tutmalarını, emret!
Size, ileride fâsıkların yurdunu göstereceğim.
Yer yüzünde haksızlıkla kibirlenenleri, âyetlerimi idrâk)den çevireceğim.
Onlar, her âyeti görseler, ona, inanmazlar.
Doğru yolu görseler de, onu, bir yol edinmezler.
(Fakat) azgınlık yolunu, görürlerse, yol diye işte, onu, tutarlar.
Bu âyetlerimizi, yalan saydıklarından, onlardan, gafil olmalarındandır.
Halbuki, âyetlerimizi ve Âhirete kavuşacaklarını yalan sayanların bütün işledikleri, boşa gitmiştir.
Onlar, yapmakta olduklarından başkası ile mi cezalandırılacaklardı ya[453]
(Rabb´i, Musa´ya):
"Ey Mûsâ! Seni, kavminden (ayrılıp böyle gelmekte) acele ettiren nedir?" buyurdu.
Logged
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
MiM
"ELvEdA"
Forum Dostu
Üye Grubu :
*HiÇ*
Nerden :
İstanbuL
Kayıt Tarihi :
11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı :
10986
Konu Sayısı :
1770
Üye No :
5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj :
"Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline
Ynt: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)
«
Yanıtla #39 :
02 Temmuz 2008, 14:32:42 »
(Mûsâ):
"Onlar, işte, onlar da, benim ardımca (geliyorlar)
Ben, sana yönelerek acele ettim ki, yâ Rab! (benden, daha çok) hoşnud olasın!" dedi. (Rabb´i):
"Biz, senden sonra, kavmini, imtihan ettik.
Sâmirî, onları, azdırdı!" buyurdu.
Mûsâ, derhal, öfkeli ve tasalı olarak kavmlına döndü:
"Ey kavmim! Rabbiniz, size, güzel bir va´d ile söz vermedi mi?
Yoksa (ayrılışımın üzerinden) sizce, çok zaman mı (geçip) uzandı?
Yahud, Rabbinizden, bir gazab vâcib olmasını mı istediniz de, bana olan va´di-nizden caydınız?!" dedi.
(Kavmi):
"Biz, sana verdiğimiz sözden, kendimize mâlik olarak caymadık.
Fakat, biz, o kavmin (Kıbtîlerin) zînetinden, bir takım ağırlıklar, yüklenmiştik te, onları, (ateşe) atmıştık.
Sâmirî de, (kendi zînetini) böylece atmıştı." dediler.
Hulâsa, o, kendilerine, böğüren bir buzağı heykeli (döküp) çıkarmıştı.
(Gerek o, gerek onun avenesi):
"İşte, sizin de, Musa´nın da, İlâh´ı budur!
Fakat, Mûsâ unuttu!" demişlerdi.
Bilmiyorlarmıydı ki: o (buzağı), onlara hiç bir sözle mukabele edemiyor, onlara, ne bir zarar, ne de, bir yarar vermek kudretine mâlik olamıyordu?[454]
"Mûsâ, kavmine, öfkeli ve tasalı döndüğü zaman:
"Size bıraktığım şu makamımda, arkamdan ne kötü işler yapmışsınız?
Rabbinizin emrini (beklemeyip) acele ettiniz ha?!" dedi.
Elindeki Levhaları (yere) bırakıverip[455] kardeşinin başından tuttu. Kendine doğru çekiyordu.
(Hârûn):
"Anam oğlu! Bu kavim, beni, cidden zayıf gördüler (hırpaladılar).
Az kaldı ki, beni, öldüreceklerdi!
Sen de, bana, bari, böyle, düşmanları sevindirecek harekette bulunma! Beni, zâlimler gürûhuyle bir tutma!" dedi. [456]
Mûsâ:
"Ey Hârûn! Bunların saptıklarını, gördüğün zaman, bana, tâbi olmaktan, seni, meneden ne idi?
Sen, benim emrime isyan mı ettin?" dedi.
(Hârûn):
"Ey anamın oğlu! sakalımı, başımıfn saçını) tutma!
Hakîkat, ben, senin:
"İsrail oğulları arasında ayrılık çıkardın, sözüme, bakmadın! diyeceğinden korktum" dedi.
(Mûsâ):
"Ya senin zorun ne idi ey Sâmirî?" dedi.
O da:
"Ben, onların görmediklerini, gördüm:
Binâenaleyh, o Elçinin izinden bir avuç (toprak) alıp (erimiş ziynet eşyasının içine) attım.
Bunu, bana, nefsim hoş gösterdi, böyle!" dedi.
(Mûsâ):
"Haydi, (defol) git!
Çünkü, senin hayatın boyunca (nasibin: benimle) temas etmeyiniz! demendir.
Sana, senin için, hiç şüphesiz, asla vazgeçilemeyecek bir ceza günü de, vardır.
Üstüne düşüp taptığın ilâhına bak!
Biz, onu, yakacağız. Sonra da, onu, parça parça edip denize atacağız!
Sizin İlahınız, ancak, kendisinden başka hiç bir İlâh bulunmayan Allâh´dır.
Onun ilmi, her şeyi, kuşatmıştır!" dedi. [457]
Logged
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
MiM
"ELvEdA"
Forum Dostu
Üye Grubu :
*HiÇ*
Nerden :
İstanbuL
Kayıt Tarihi :
11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı :
10986
Konu Sayısı :
1770
Üye No :
5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj :
"Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline
Ynt: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)
«
Yanıtla #40 :
02 Temmuz 2008, 14:33:09 »
Vaktâ ki (İsrail oğulları, buzağıya tapmaktan) çok pişman oldular ve kendilerinin, muhakkak, saptıklarını gördüler:
"Ey Rabbimiz! Bize acımaz, bizi bağışlamazsan, her halde, en büyük ziyana uğrayanlardan olacağız!" dediler. [458]
(Mûsâ):
"Ey Rabb´im! Beni de, kardeşlerimi de, yarlığa! Bizi, rahmetinin içine sal! Sen, esirgeyenlerden, daha esirgeyensin!" dedi.
"Şüphe yok ki: buzağıya (ilâh diye) tutunanlara, Rab´larinden bir gazab dünya hayatında da, bir horluk erişecektir.
İşte, biz, (ALLAH´a karşı) yalan düzenleri, böyle cezalandırırız.
Kötülükler işleyip te, sonra, ardından tevbe ve bununla beraber iman edenler(e gelince): şüphesiz ki, Rabb´in, bunun ardından (tevbe ve imanlarından sonra) elbette (kendilerini) yarlıgayıcıdır, hakkıyle esirgeyicidir.
Vaktâ ki, Musa´dan, o öfke uzaklaşıp sükûn hasıl oldu.
(Yere bıraktığı) Levhaları, aldı.
Onun bir nüshasında (şu da, yazılı idi):
(Sapıklıktan kurtulup) Hidâyet(e), (Azabdan sıyrılıp) Rahmet(e kavuşmak), o kimselere mahsustur ki; onlar, Rab´terinden korkarlar. "[459]
Logged
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
MiM
"ELvEdA"
Forum Dostu
Üye Grubu :
*HiÇ*
Nerden :
İstanbuL
Kayıt Tarihi :
11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı :
10986
Konu Sayısı :
1770
Üye No :
5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj :
"Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline
Ynt: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)
«
Yanıtla #41 :
02 Temmuz 2008, 14:34:39 »
Sâmiri´nin Ve Yaptığı Buzağı Heykelinin Akıbeti:
Mûsâ Aleyhisselâm; Sâmirî´ye yaklaşmamalarını, onunla düşüp kalkmamalarını, İsrail oğullarına emretti.
Bunun üzerine, Sâmirî, ne kimse ile ülfet eder, ne de, kendisiyle ülfet olunur bir hale geldi.
Hiç kimse, onun yanına yaklaşmaz ve hiç kimse, ona dokunmazdı. O halde olarak ölüp gitti. [460]
Sâmirînin yapmış olduğu buzağı heykeli de, ateşte yakılıp toz haline geldikten sonra, denize atıldı. [461]
Tevbe Etmek Üzere Seçilen Yetmiş Kişinin Tur´daki Davranışları Ve Akıbetleri:
Mûsâ Aleyhisselâm; Tûr-i Seynâ´nın karşısında konaklamış bulunan[462] İsrail oğulları arasından seçtiği yetmiş kişiye[463]:
"Benimle birlikte, gidiniz de, yaptığınız şeyden dolayı, ALLAH´a tevbe ediniz!
Kavminizden, arkanızda bıraktığınız kimseler için de, tevbe dileğinde bulununuz!
Oruç tutunuz!
Temizleniniz ve elbiselerinizi de, temizleyiniz!" dedi.
Onları, Rabb´inin tâyin ettiği vakitte Tûr-i Seynâ´ya götürdü.
Mûsâ Aleyhisselâm; Yüce ALLAH´ın katına, ancak, Onun izni ve bildirmesiyle, varırdı.
Mûsâ Aleyhisselâmın yanında, Cenâb-ı Hakk´la buluşmak için giden bu yetmiş kişi:
"Bizim için dile de, Rabb´imizin Kelâmını işitelim!" dediler. Mûsâ Aleyhisselâm: "Dileyeyim." dedi.
Tûr dağına yaklaştığı zaman, dağın üzerine, bir bulut sütunu dikildi, dağın tümünü kapladı!´
Mûsâ Aleyhisselâm, yanaşıp bulutun içine girdi. Yetmiş kişilik cemaatına da: "Yaklaşınız!" dedi.
Mûsâ Aleyhisselâm, Rabb´i ile konuşmağa başladığı zaman, alnında öyle bir nûr parladı ki, Âdem oğullarından hiç kimse, ona, bakamazdı!
Bu nûr´un üzerine, bir de, perde örtüldü ve o, yetmiş kişi de, yaklaşıp bulutun içine girince, secdeye kapandılar.
Yüce ALLAH´ın Kelâmını, işitmeye başladılar.
Yüce ALLAH, Mûsâ Aleyhisselâma, emir ve nehiylerde bulunuyor. [464]
"Şunu, yap! Bunu, yapma!" buyuruyordu. [465]
Mûsâ Aleyhisselâma verilecek emirler, sona erdiği zaman, bulut, Mûsâ Aley-hisselâmın üzerinden açıldı.
Mûsâ Aleyhisselâm, onların yanına geldi.
Onlar, Mûsâ Aleyhisselâma:
"Biz, ALLAH´ı, apaçık görünceye kadar, sana, katiyen inanmayız!" dediler.
Derken, kendilerini, bir yıldırım yakaladı da, ruhları, bedenlerinden uçup ölü-verdiler! [466]
Mûsâ Aleyhisselâm, kalkıp[467] ağlayarak Rabb´ine yalvarmağa başladı: "Ey Rab´im! Ben, İsrail oğullarının yanına gittiğim zaman, ne diyeyim? Sen, onların hayırlılarını! helak etmiş bulunuyorsun?
Ben, şimdi, yanımda onlardan, tek kimse bile bulunmaksızın İsrail oğullarının yanına dönüyor olduğuma göre, onlar, beni, doğrulamayacaklardır. [468]
Yâ Rab! Eğer, di/eşeydin, onları da, beni de, daha önce helak ederdin.
İçimizden, bir takım beyinsizlerin işlediği (günah) yüzünden, hepimizi helak mi edeceksin?
Zâten, o da, Senin imtihanından başka (bir şey) değildi.
Sen, onunla, kimi dilersen, dalâlete götürür, yine, kimi dilersen (onu da) doğru yola iletirsin.
Sen, bizim Velîmizsin!
O halde, bizi yarlığa!
Bizi, Esirge!
Sen, Yarlığayıcıların en hayırlısısın!" diyordu. [469]
Yüce ALLAH, bu yetmiş kişinin, buzağıyı mâbud edinenlerden olduğunu, Mûsâ Aleyhisselâma Vahy ile bildirdi.[470]
Bununla beraber, Kendisine, şükretmeleri için[471] onları, birbiri arkasından diriltip ayağa kaldırdı.
Onlar, dirilirlerken de, birbirlerinin nasıl diriltildik/erini seyrediyorlardı. [472]
«
Son Düzenleme: 02 Temmuz 2008, 14:36:20 Gönderen: MiM
»
Logged
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
MiM
"ELvEdA"
Forum Dostu
Üye Grubu :
*HiÇ*
Nerden :
İstanbuL
Kayıt Tarihi :
11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı :
10986
Konu Sayısı :
1770
Üye No :
5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj :
"Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline
Ynt: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)
«
Yanıtla #42 :
02 Temmuz 2008, 14:35:17 »
İsrail Oğullarının Mûsâ Aleyhisselâma İtaatsızlıkları:
Mûsâ Aleyhisselâm; İsrail oğullarına, Erîhâ´ya, yâni Beytülmakdis toprağına gitmelerini emretti, [473] ve:
"Ey kavmim! ALLAH´ın, size takdir ettiği mukaddes toprağa giriniz!
Arkalarınıza, dönmeyiniz!
Sonra, nice zararlara uğrayanların haline)a dönmüş olursunuz!" dedi.
(Onlar ise):
"Ey Mûsâ! Doğrusu, orada zorbalar güruhu (Âd kavmi kalıntısı) var!
Doğrusu, onlar, oradan, çıkıncaya kadar, biz, (oraya) katiyen giremeyiz!
Eğer (onlar), oradan çıkarlarsa, biz de, muhakkak (oraya) giricileriz." dediler. [474]
(Peygamberine aykırı davranmaktan) korkmakta olan kimselerden, ALLAH´ın, kendilerine nimet ihsan ettiği iki er1 h
"Onların üzerine (şehrin) kapısından giriniz!
(Bir kerre), ona girdiniz mi, hiç şüphesiz ki, siz galipsinizdir.
Artık,Allâh´a güvenip dayanınız,(gerçekten) imanetmiş kimse/erseniz!r"dedi. [475]
Onlar ise:
Ey Mûsâ! Onlar (Zorbalar), orada bulundukça, biz, oraya, ebediyen giremeyiz!
Artık, sen, Rabb´inle beraber git! Bu suretle ikiniz (onlarla) harp ediniz!
Biz, mutlaka (burada) oturucularız!" dediler.
(Mûsâ):
´Yâ Rab! Ben, kendimle kardeşimden başkasına mâlik olamıyorum (Sözümü, geçiremiyorum)
Artık, sen, o fâsıklar güruhunun arasını, Sen, ayır!" dedi. [476]
ffillâhV
"Muhakkak, orası, kendilerine, kırk yıl haram kılınmıştır.
Onlar (oldukları) yerde (Tîh çölünde) sersem sersem dolaşacaklardır.
Artık, sen, o fâsıklar güruhu hakkında tasalanma!" buyurdu. [477] "Hani. Mûsâ, kavmine:
Ey kavmim! Ben, size, hakîkaten ALLAH´ın Peygamberi (olarak gönderilmiş) olduğumu, bildiğiniz halde, niçin beni cezalandırıyorsunuz?!" demişti.
İşte onlar, (hakdan) sapıp eğrildikleri zaman, ALLAH da, onların kalblerini (hidâyetten) döndürdü.
ALLAH, fâsıklar güruhuna hidâyet etmez. "[478]
Logged
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
MiM
"ELvEdA"
Forum Dostu
Üye Grubu :
*HiÇ*
Nerden :
İstanbuL
Kayıt Tarihi :
11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı :
10986
Konu Sayısı :
1770
Üye No :
5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj :
"Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline
Ynt: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)
«
Yanıtla #43 :
02 Temmuz 2008, 14:37:03 »
İsrail Oğullarının Tîh Çölünde Kırk Yıl Kalışı:
Mûsâ Aleyhisselâmla İsrail oğulları, Mısırdan çıkışlarının üçüncü ayında, yaz Mevsiminin başında Tîh çölüne girdiler. [479]
Tîh: Seyna´nın kırıdır. [480]
Eyle, Mısır, Kulzum denizi ve Şam´ın Serat dağları arasında bulunmaktadır.[481]
Tîh çölüne girenlerden, kırk yıl içinde Yuşa´ b.Nûn Aleyhisselâmla Kâlib b.Yu-fenna Aleyhisselamdan başka, hepsi ölmüşlerdir.[482]
İsrail oğullarından, Mûsâ Aleyhisselâma itaat eden ve onunla birlikte olanları: "Ey Mûsâ! Bize, bunu, ne diye yaptın?!" dediler. [483] Mûsâ Aleyhisselâm, İsrail oğulları aleyhinde dua ettiğine pişman oldu. [484] İsrail oğulları:
"Ey Mûsâ! Burada, bizim için su ve yiyecek nasıl ve nereden sağlanacak" diye sordular.
Yüce ALLAH, turunç ağaçlarının üzerlerine kudret helvası indirdi, bıldırcın kuşları, düşürdü.
İsrail oğullarından her hangi biri gelip kuşlara bakar, semiz ise, onu, tutar, keser, zaif ise, salardı.[485]
İsrail oğulları:
"Bu, yiyecektir. [486]
İçeceğimiz su, nerededir?" dediler.
Yüce ALLAH tarafından, Mûsâ Aleyhisselâma, Asası ile taşa vurması emrolundu.
Taştan, her bir kabilenin içeceği su ayrı olmak üzere, on iki pınar fışkırdı. [487]
İsrail oğulları:
"Bunlar, yiyecek ve içecektir.
Gölgeleneceğimiz[488] gölge, nerede?" dediler.
Bunun üzerine, Yüce ALLAH, onların üzerlerini, bulutla gölgeledi. [489]´
İsrail oğulları:
"Bu da, gölgedir
Giyineceğimiz[490] elbise, nerededir?" dediler.
Bunun üzerine, üzerlerindeki elbiseleri, çocukların, büyüdükçe uzamaları gibi, boylarına göre, uzar, yırtılmaz ve eskimez oldu. [491]
Bundan sonra, İsrail oğulları, Mûsâ Aleyhisselâma tekrar başvurarak bir çeşid yemekten bıktıklarını, buna, daha fazla katlanamayacaklarını söyleyip yerin bitirdiği bakliyattan da, yararlandırılmaları için, Allâha dua etmesini istediler, [492]:
"Bize, kim et yedirecek?
Biz, Mısırda iken, balık, hıyar, kavun, karpuz, pırasa, soğan, sarımsak yerdik!?" dediler.
İsrail oğullarının bu istekleri, Mûsâ Aleyhisselâmı, çok üzdü. [493]
İsrail oğullarının Tîh çölündeki durum ve davranışları, Kur´ân-ı kerimde şöyle açıklanır:
"Biz, onları, on ikiye (o kadar) torunlara (kabileye) ümmetlere ayırdık.
(Tîh´da susayan) kavmi, (Musa´dan) su istediği zaman:
"Asa´nı taşa vur!" diye (Vahy ettik) de, ondan on iki pınar kaynayıp aktı.
İnşaların her kısmı, su içecekleri yeri, iyice belledi.
Onları, üstlerindeki bulutla gölgelendirdik.
Onlara, kudret helvası ile bıldırcın indirdik.
Logged
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
MiM
"ELvEdA"
Forum Dostu
Üye Grubu :
*HiÇ*
Nerden :
İstanbuL
Kayıt Tarihi :
11 Ocak 2008, 21:26:21
Mesaj Sayısı :
10986
Konu Sayısı :
1770
Üye No :
5170
Başarı Tablosu: 12978
Kişisel Mesaj :
"Nerede oLursanız oLun, ALLAH sizinLe beraberdir"
Offline
Ynt: Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s)
«
Yanıtla #44 :
02 Temmuz 2008, 14:37:34 »
Size, rızık olarak verdiğimiz en temiz ve güzellerinden yeyiniz! (dedik) Onlar, bize zulmetmediler. Fakat, kendilerine zulmediyorlardı. "[494] "...(Onlara demiştik ki): ALLAH´ın rızkından, yeyiniz, içiniz! (Fakat) yeryüzünde fesadcılar olarak taşkınlık yapmayınız! "[495] "Hani, siz:
Ey Mûsâ! Bir çeşid yemeğe (kudret helvası ile bıldırcın etine) mümkün değil dayanamayız!
O halde, bizim için, Rabb´ine dua et te, yerin bitirdiği şeylerden, sebze, acur, sarımsak, mercimek ve soğan çıkarsın!" demiştiniz.
(Mûsâ da):
O hayırlı olanı, şu daha aşağı olanı ile değiştirmek mi istiyorsunuz?!
(Öyle ise) bir şehire ininiz.
Çünkü (orada) size, istediğiniz (sebzeler) var!" demişti.
Onların üzerine, horluk ve yoksulluk vuruldu.
Onlar, ALLAH´dan, bir gazaba da, uğradılar.
Bu, onların, ALLAH´ın âyetlerini inkâr ettiklerinden, Peygamberlerini haksız yere, öldürdük/erindendi.
Bu, isyan ettiklerinden ve (mâsiyetlerde) aşırı gittiklerinden idi. [496]
O zaman, onlara:
Şu şehirde yerleşiniz!
Onun, dilediğiniz yerinden yiyiniz. Hıtta! deyiniz.
Kapısından, hepiniz secde edici olarak giriniz ki, suçlarınızı, yarlıgayalım.
İyi hareket edenlere, ileride daha fazlası ile vereceğiz! denilmişti.
Fakat, içlerinden, o zulmedenler, sözü, kendilerine, söylenenden başka bir şekle soktu.
Biz de, zulmeder oldukları için, üstlerine murdar bir azab (Taun) indirdik." [497]
Logged
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
Linkleri görebilmeniz için Üye olmalisiniz.
Register
or
Login
Etiket:
Sayfa:
1
2
[
3
]
4
5
Yukarı git
Yazdır
GoogleTagged
put
ceseti
etmekte
zaman
atesi
ben
harun
yok
sesi
nerde
null
ile
kavminin
vurdu
hadisesi
dedi
kelam
dua
adamlari
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
FORUM GENEL KURALLAR-İSTEKLERİNİZ
-----------------------------
=> Aramıza Hoşgeldiniz...
===> Guestbook
===> Sizden Gelenler
=====> Modarator Başvuru
=====> Öneri ve Şikayetleriniz...
===> Yönetimden Sizlere...
===> Forum Kuralları
=====> Duyurular Ve Kurallarımız..
-----------------------------
hayatın anlamı"İSLAM"
-----------------------------
=> ALLAH (cc.) ve KURAN-I KERİM
===> Allah'ü Zül'Celal
===> Esma'ül Hüsna
===> Kur'an Genel Bilgiler
===> Kur'an Türkçe Meal
===> Fihrist
===> Allah Vardır ve Birdir
===> Kuran Mucizeleri
=> Hz. MUHAMMED (s.a.v) ve HADİSLER
===> Hadis bahçesi
===> sünnet-i seniyye
===> Siyer-i Nebi
=> DİNİ BİLGİ/İBADETLERİMİZ
===> Fıkıh ve Akaid
=====> Dini sorular,cevaplar
===> Mübarek Vakitler
=====> Ramazan
=====> kandiller
===> Namaz
===> Oruç
===> Zekât
===> Hac
===> Kurban
=> İSLAMİ KONULAR/SOHBET
===> TASAVVUF
===> Binbir Damla
===> DUA KÖŞEMİZ
===> Kıyamet ve Alametleri
===> Vaazlar/Sohbet
===> CuMA NotLaRı
=> KİTAP DÜNYASI
===> KİTAP&ROMAN ÖZETLERİ
===> Pırlanta Serisi Okumaları
=====> Mesnevi den dersler
=====> Mektubat ı rabbani
=====> Risale i nur
=====> İhya-u Ulumiddin
===> Faydalı 'Kitap' Tanıtımları
-----------------------------
TARİH
-----------------------------
=> İslâm tarihi
===> Peygamberler tarihi
===> Türk tarihi
===> Sahabeler...
===> İslâm büyükleri/Alimleri
===> Mezhepler Tarihi
=> Dünya tarihi
===> Biyografi (Başarılı İnsanlar)
===> Ülkeler tarihi
===> Medeniyetler tarihi
===> Dinler Tarihi
-----------------------------
HaYaT
-----------------------------
=> islamda Aile
===> Bayanlara Özel
=====> Kadın ve Güzellik
=====> Kadın Hastalıkları
=====> Başörtüsü
===> Örgü-Nakış-Oya
===> Erkeklere Özel
===> Rüya Tabirleri
=> Sağlık
===> Çocuk Gelişimi
===> Tıbb-i Nebevi
===> Dengeli Beslenme
===> Bitkisel Reçeteler
=> Yemek Tarifleri...
===> Et Yemekleri...
===> Zeytinyağlılar...
===> Salatalar...
===> Çorbalar...
===> Tatlılar
=> Otomobil Dünyası
===> Otomobil Modelleri
===> Motor&Motocros
-----------------------------
Genel
-----------------------------
=> Serbest Kürsü
===> İnsanlar ve Günlük Yaşam
===> Haftanın Konusu...
=> Güncel haberler
===> İsLam dünyasından kesitLer
===> Hayatın içinden kesitler
===> basın köşesi
===> Gündem...
===> Ekonomi
=> Eğitim
===> Coğrafya
===> Felsefe
===> Fizik - Kimya
===> Matematik - Geometri
===> Türk Dili ve Edebiyatı
===> ingilizce Dersanesi
=====> Video Dersler ingilizce
=> Anket Alanı
=> Mu@z Bin Cebel ile Çok Özel...
-----------------------------
KİŞİSEL GELİŞİM
-----------------------------
=> Siz ve Gelişiminiz
===> Geliştiren Yazılar
===> kişisel gelişim seminerleri
===> Günün Başarı Taktiği
===> Hafıza &Beyin
===> İş Dünyası
===> Geliştiren Hikayeler
=> Psikoloji Bölümü
===> Evlilik Danışmanlığı
===> Ergen Psikolojisi
===> Çocuk Psikolojisi
-----------------------------
EDEBİYAT
-----------------------------
=> EDEBİ METİN VE MAKALELER
===> Seçme Hikayeler
===> alıntı yazılar...
===> Yürek esintileri
=====> İbretlik Hikayeler
=====> İhtida Hikayeleri
===> Dini Hikâyeler...
===> KENDİNİZE AİT EDEBİ METİNLER
=====> Karaladıklarım/Serdengeçti
=> Kendinize Ait Şiir Denemeleriniz
===> Mustafa Cilasun'un sine-i sürurundan şiirler
===> bir.fikir.cilesi şiirleri
===> aminenur
===> Kalem'in_Gözyaşı
===> Grafiker'in Dünyası
===> Ruşenim
===> NuRdan Damlalar
===> evvâh
=> ŞİİR KÖŞESİ
===> Güllerin Efendisine
===> ilahi Sözleri
===> Sesli Şiirler
===> AZERBAYCAN ŞAİRLERİ
-----------------------------
GENEL KÜLTÜR/EĞLENCE & MİZAH
-----------------------------
=> RESİM GALERİSİ
===> Doğa ve Manzara Resimleri
=====> Türkiyeden manzaralar/notlar
===> İslami Resimler...
=====> Dini avatar, Dini imza
===> Kendi Çektikleriniz
===> Karikatür
===> İlginç Resimler
===> Komik resim&Animasyonlar
=> Muhabbetgah
===> Genel Videolar
=====> Her TeLden
=====> Dini Klipler & Videolar...
===> Mizahi Yazılar
===> Fıkralar
===> Forum Oyunları
-----------------------------
Bilim ve teknoloji
-----------------------------
=> PC/Internet /Bilim Teknik
===> Bilim/Teknik&Elektronik
===> işletim Sistemleri
===> icatlar/mucitler/son gelişmeler
===> yazılım ve programlar
===> Tavsiye Siteler
=> Merak merkezi
===> Bunları biliyor musunuz?
===> ilginç&faydalı bilgiler
===> Araştırma Sonuçları
===> Tarih'in sır köşesi
===> Canlılar Dünyası
=====> Bitkiler Alemi
===> İlginç&Garip Olaylar
===> bilim ve öncüleri
-----------------------------
Multi MEDYA
-----------------------------
=> Dini Programlar
===> Dini Slayt & Flashlar...
===> İlahiler / Ezgiler / Marşlar...
===> Sesli/Görüntülü Vaazlar
===> Kuran-ı Kerim
===> Sesli Meal
-----------------------------
Smf ve TinyPortal Themes
-----------------------------
=> Smf Tema Dersleri ve Tema Yapımı Teknik Destek
===> Webmaster Tools
===> islami Modifikasyonlar
===> Tasarım Programları
===> TinyPortal Themes
===> Paid Themes , Premium Themes
===> Smf Themes
===> PhotoShop Araçları
=> Arşiv
===> Oyun
-----------------------------
Global Forum
-----------------------------
=> Global
===> English Forum
=====> Top World Stories
=====> İslamic Studies
=====> The Prophets
=====> dream comments
=======> A
=======> B
=======> C
=======> D
=======> E
=======> F
=======> G
=======> H
=======> I
=======> J
=======> K
=======> L
=======> M
=======> N
=======> O
=======> P
=======> Q
=======> R
=======> S
=======> T
=======> U
=======> V
=======> W
=======> X
=======> Y
=======> Z
===> Deutsch Forum
=====> Gesundheit
=====> Gedichte
=====> Koch- und Backrezepte
=====> Die Welt der Tiere
===> العربية (Arabic)
===> Chinese
===> Japanese
===> русский (rusça)
===> Espanol
===> İtaliano
===> Français
=====> santé
=====> remèdes
=====> cuisine
=> Health
===> Cancer
===> Aids
===> Mesothelioma
===> Acne
===> Skin Disease
===> Depression
===> Child Health
===> Diet
===> Diabetes
=> Personal Growth
===> Developer Articles
===> Developer Lyrics
===> Business World
===> Body Language
===> Mystical writings
=> Credit & Finance
=> Recipes
=> The Law & Lawyer
=> Turkish and Ottoman History
=> Turkey in Pictures
Benzer Konular
Konu Başlığı
Başlatan
Yanıtlar
Görüntülenme
Son Mesaj
Harun Reşit İle İhtiyar
İbretlik Hikayeler
hasan_talha
2
469
31 Ocak 2009, 20:19:01
Gönderen:
hasan_talha
Harun Yahya Belgeselleri
Genel Videolar
Mu@z Bin Cebel
3
876
05 Şubat 2009, 16:55:20
Gönderen:
Mu@z Bin Cebel
Seyyid hârun velî
İslâm büyükleri/Alimleri
mis@fir
0
151
16 Şubat 2009, 02:09:25
Gönderen:
mis@fir
Harun Reşit İle İhtiyar
Dini Hikâyeler...
Şeyma
1
393
22 Şubat 2009, 10:35:12
Gönderen:
samimi
KURAN’DAN KISSALAR : HZ. MUSA (A.S), HZ.HARUN (A.S) VE FİRAVUN
Kur'an Genel Bilgiler
Mücahittt
0
432
18 Mart 2009, 15:23:57
Gönderen:
Mücahittt
TinyPortal v1.0 beta 4 ©
Bloc
Yükleniyor...